Ana içeriğe geç

CooLWJ'de ara

选择搜索范围,输入关键词后按回车。

Dil

Elde bir cilt

Eski Çin atmosferinde zanaat ve toplumsal ilişkiler üzerine uzun roman

İki Küçük Para Dizisi

酷无极 · Yapay zekâyla yazım · 10359 karakter · Yaklaşık 8 dakika

Para masaya dökülünce giysi sandığında durduğundan daha az göründü. Her biri elli paralık altı küçük dizi vardı; kalan on beş para tasın dibinde dağınıktı. Gu Qing iki kez saydı. Öğretmen Ding'in beş wen'i gerçekten harcanmıştı; bir gizli bölmeden fazladan tek para bile yuvarlanıp çıkmadı. Shen Su yanında oturmuş, dizinin üzerinde parmaklarını yavaşça açıp kapatıyordu; toplamı çabucak söylemesi için onu sıkıştırmadı.

Gu Qing dizilerden ikisini sola itti. Yüz wen çıkarırsa iki yüz on beş kalacaktı. Önce pirinç, sebze ve yakacak için yüz wen yedek ayıracak, kış boyunca kumaş parası için ona dokunmayacaktı. Kalanıyla ipek, iplik, kola ve bambu sap alacak, hepsini işe döndürmesi gerekecekti. Üstü kapalı bir tezgâh kiralamak için düşündüğü iki yüz wen de o boş yerle birlikte çoktan gözünün önünden çekilip alınmıştı. Şimdi düşününce çok eskiden olmuş gibi geliyordu.

Shen Su kalan parayla yaptıkları bir parti çiçek bozulursa ne olacağını sordu. Gu Qing son birkaç aydır hiçbir büyük partiyi bozmadığını söyledi. Söz ağzından çıkar çıkmaz pencerenin altındaki satılmamış ipek erik dalına gözü ilişti. Bunun üzerine önce fazla zor renkleri kabul etmeyeceğini söyledi. Büyükannesi bu bakışı fırsat bilip ona ders vermedi, yalnızca masanın ortasına küçük bir makara eski iplik koydu. İplik eskiydi, elde durduğu için şimdi para çıkmıyordu ama bu onu bedava yapmazdı.

Gu Qing fırçayı alıp kâğıdın arkasına tanıdığı birkaç karakter yazdı. Ağaç, duvar, çiçek. Çiçeğin yanına fiyatı yazarken yine biraz duraksadı. Sıradan küçük bir dal sekiz wene satılıyor, malzemesi yaklaşık iki wen tutuyordu. İnce işçiliği de hesaba katınca bütün bir gündüzün yarısını vermek gerekiyordu. Wen ailesine birkaç dal daha yaparsa mahsup edilecek şey kesesine yeni girecek para değil, ileride başka çiçekler satmaya ayırabileceği günlerin emeğiydi.

Hesabı gece yarısına kadar sürdürmedi. Ayın yirmi birinde sabah erkenden yeni yaptığı bir dal ipek erik çiçeğiyle iki küçük para dizisini alıp komşuya gitti; kalan dört diziyi götürmedi. Wen Jichang onun parayı boş kâseye koymasını izledi, yüzü dün kapının yerini çizerken olduğundan daha ciddiydi. He Usta fiyatı vermişti: Ağacın yanındaki duvarın o kısmı, koruyucu su oluğu ve kavisli örgüsüyle birlikte dört yüz yirmi ven tutuyordu. Güney kapısına eşik koymak, üst kirişini onarmak, sundurmayı bağlamak ayrı hesaptı. Bazı masraflar eskisinden azalsa da epey kalemde daha çok ödemek gerekecekti.

Gu Qing, kapı üstünün depoya girip çıkmak için kullanıldığını, Gu ailesinin yük arabalarına kapı alamayacağını söyledi. Wen Jichang, ağacı korumanın da deponun baştan yapmak zorunda olduğu bir şey olmadığını belirtti. Gu Qing bunu bildiğini, zaten bugün bu yüzden eli boş gelmediğini söyledi. İkisi de bir an durdu, bu sözü daha sert bir yere taşımadı. Xu Tan masanın yanında ipek bir keseyi ters yüz ediyordu. Konuşmalarının bitmesini bekledi, sonra sökülmüş dikişi kocasına göstererek bu eski keseler hâlâ değerli mal koymakta kullanılırsa kaybın yalnızca bir keseyle kalmayacağını söyledi.

Wen Jichang tam olarak ne kadar verebileceğini sordu. Gu Qing kâsedeki iki para dizisini ona doğru itti. Yüz wen nakit vereceğini, yüz wen karşılığında da yirmi dal ipek erik çiçeği yapacağını söyledi. Getirdiği çiçeği örnek alacaktı. Dalların uzun olması gerekmiyordu, ama renkleriyle ip düğümlerini eksiksiz yapacak ve on ikinci ayın on ikisinden önce hepsini teslim edecekti. Wen Jichang yalnız para isterse şu anda iki yüz weni çıkaramazdı. Sırf bugün razı olmak için eve dönüp geçimliğini boşaltamazdı.

Xu Tan çiçeği aldı. Önce güzel olup olmadığını sormak yerine bir taç yaprağını hafifçe tersine katladı, sonra bırakıp eski hâline dönüyor mu diye baktı. Gu Qing telaşlanıp o kadar katlamamasını söylemek istedi, ama daha ağzını açamadan Xu Tan çiçeği geri uzattı. İpin ucunun iyice gizlenmesi gerektiğini söyledi. Çiçekler mal almaya gelen müşterilerin ailelerindeki kadınlara verilecekti. Kumaşlarına takılırsa çiçek ne kadar güzel olursa olsun azar işitirlerdi. Dal başına beş wen vermeye razıydı. Kırmızı çok koyu olmasın, yirmi dal da üç seferde gelsin, böylece işe yaramadıkları ancak hepsi birden gelince ortaya çıkmasındı.

Gu Qing onun çiçekleri gerçekten nerede kullanacağını düşünmüş olmasına şaşırdı ve içi hafifledi. Hemen ardından modelin daldan dala değişemeyeceğini ekledi. Xu Tan ona bakıp önce iki türden de yapıp getirmesini, birini seçtiklerinde hep ona göre çalışmasını söyledi. Böyle baştan açık konuşmak, yirmi dal geldikten sonra içlerinden tek bir renk seçmesinden iyiydi. Gu Qing ancak o zaman omuzlarını gevşetip numuneyi geri aldı. İplik ucunu yeniden gizleyecekti.

Duvarın o bölümüne gelince Wen Jichang hâlâ Gu ailesinin masrafın yarısını üstlenmesini istiyordu. Dört yüz yirmi wen’i ikiye bölüp iki tarafın da iki yüz on vermesi en kolay yoldu, dedi. Gu Qing kâsesindeki iki para dizisini sayarken o fazladan on wen’i de öylece geçiştiremeyeceğini hissetti. Kendisi iki yüz üzerinden konuşmuştu. Her yeni kaleme bir pay daha vermeyi kabul etmemişti. Kuyuyla ağacın yanındaki duvar ortaktı ama deponun kapı tarafındaki işin Gu avlusuyla ilgisi yoktu. Wen Jichang yeniden konuşacakken Xu Tan önce duvarcı ustasının hesabında güney revakına eklenecek sundurmanın ayrı gösterilip gösterilmediğini sordu.

Üçü bir daha He Fengqiu'yu bulmaya gitti. Duvarcı eski bir iple kavisli duvarın nerede başlayıp nerede biteceğini yeniden işaretledi ve birbirine karışan yarım günlük işi ayırarak anlattı. Burada ağacın çevresinden dönmek gerekiyordu, şurada yeni kapının yağmur suyunun nereye düşeceğini belirlemek. Masanın başında hesabı ortadan ikiye bölmekle olmazdı. Gu Qing dikkatle dinledi. Önceleri fiyat sorması yoksulluğundan ileri gelen bir pintilikmiş gibi gelirdi. Şimdi He Fengqiu'nun da yarım günlük emeği örtbas etmeye razı olmadığını görünce o on weni gözden çıkarmadı.

Sonunda Gu ailesinin iki yüz wen vermesi kararlaştırıldı. Yüzü nakit ödenecek, yüzünün karşılığı yirmi dal çiçek olacaktı. Ağaç yanındaki işin kalan iki yüz yirmi wenini Wen ailesi üstlenecek, güney kapısının hesabını ayrıca kendi ödeyecekti. He Fengqiu'nun yıl sonuna kadarki işi doluydu, on ikinci ayın dördünden önce gelemeyecekti. Wen ailesi önce eski ocağı temizleyip kuzeydeki odayı onaracak, aradaki on küsur günü boş beklemeyecekti. Gu Qing o tarihi duyunca ağacı yerinde bırakma kararının şimdilik ayakta durduğunu, ama konuşma biter bitmez ağacı koruyan yeni bir duvar dikilmiş olmayacağını hissetti.

Chen teyze ile Liu Nine duvar masrafının paylaşıldığı görüşmeye oturmadılar ama ikisi de yeni kapının nerede olacağını görmek istedi. Chen teyze suya batırılıp kurutulmuş eski bir bez getirdi, aşağı sarkıtıp arabayı sıyırıp sıyırmayacağına baktı. Liu Nine fasulye tezgâhının ön ayağını içeri çekip yağmur yağınca kapı sundurmasının altında bir süre durup duramayacağını sordu. Wen Jichang araba girişinde bütün gün tezgâh açılamayacağını, sabah akşam araba yokken bir köşenin ayrılabileceğini, yük gelirse önce yol vermesi gerekeceğini söyledi. Liu Nine onun fazla konuştuğunu düşündü, ses etmedi ama tezgâhın ayağını yine de adamın gösterdiği yöne çevirdi.

Gu Qing'in de biraz taviz vermesi gerekiyordu. Artık deponun arabaları erik ağacının yanından geçmeyecekti ama onun ailesi de kışlık odunu duvarın o bölümüne dayayamayacaktı. Duvar dibindeki eski oluğun açık tutulması, kuru yaprakla kâğıt malzemenin oraya tıkılmaması gerekiyordu. Gu Qing önce oluğu zaten hep temizlediğini söyledi. Ne zaman Gu evinin kapısına gelmiş olduğu belli olmayan Shen Su duvarın ötesinden seslendi, önceki yılın kışında da tıkandığını hatırlatıp bu kadar kesin konuşmamasını söyledi. Gu Qing'in yüzü kızardı, yine de başını sallayıp bundan sonra yağmur yağınca önce bakacağını, gerçekten tıkanırsa birlikte temizleyeceklerini söyledi.

Kâğıdı aracı, eski evdeki sandıktan çıkarmıştı, kenarı biraz nemliydi. Ding Fengquan gelip baktı, bu kâğıdın uzun süre saklanmaya elvermediğini söyleyip kuru bir kâğıtla değiştirdi. İki tarafın sınırlarını, ağacın ve oluğun korunmasını, duvar onarımının nasıl paylaşılacağını madde madde yazdı. Ağacın bundan böyle tümüyle bir aileye ait olacağını da ertesi yıl kesinlikle yaşayacağını da yazmadı. Gu ailesinin odun yığamayacağı bölümü okuduğunda Gu Qing'in içine yine oturdu, büyükannesine bakmadan edemedi. Shen Su ayakta dinliyordu, sanki bu söz kimsenin yüzünü yere eğmemişti.

Wen Jichang kâğıt, kalem ve yazı ücreti olarak altı wen verdi. Gu Qing bu para için onunla yeniden çekişmedi. Kendi adını yazmayı biliyordu ama 青 karakterinin altındaki yatay çizgiyi öyle uzatmıştı ki neredeyse yandaki imzaya değecekti. Silip baştan yazmak istedi, Ding Fengquan onu durdurdu. Yüz yüze bunun kendi yazısı olduğunu kabul etmesi yeterdi, adını da ipek çiçek gibi düzeltip durmasın. Gu Qing kalemi tutarken bir an gülümsedi, ancak o zaman parmakları biraz gevşedi.

Wen Jichang parayı alınca yirmi ipek erik dalı depoya girmiş gibi bir makbuz düzenlemedi. Sayıyı ve teslim günlerini ayrı yazdı, her teslimatta gelenleri çizerek düşeceğini söyledi. Gu Qing, Ding Bey’den o satırları bir daha okumasını istedi. Doğruladıktan sonra kendi nüshasını katladı. Kâğıt paradan hafifti ama yenine koyunca sert bir köşesi hissediliyordu. Sonunda kâğıtta bir başkasının ona haksızlık görmeyeceğini vaat eden sözünden fazlası olduğunu anladı. Kendisinin bundan sonra yapması gerekenler de yazılıydı.

Eve döndüklerinde Shen Su önce geriye ne kadar para kaldığını sormadı, kışlık odunu nereye taşımayı düşündüğünü sordu. Gu Qing hemen mutfağın arkasına dedi, ama gidince orada yarım küfe eski bambu çıtasıyla kırık bir su kovası olduğunu gördü. İkisi bir süre taşıyıp durduktan sonra odunlar için, kapının açılmasına engel olmayan küçük bir yer açabildiler. Bir kabuk parçası Gu Qing'in yenine takılıp ipliği çekti, daha dün yamadığı yer yeniden söküldü. Gu Qing öfkeyle kırık kovayı tekmeledi, kova yuvarlanıp büyükannesinin kömür külü koyduğu küçük tabağı devirdi.

Shen Su ağaç kaldı diye sevinmesi gerektiğini söylemedi, kapı pervazına tutunup güldü. Gu Qing dönüp ona ters ters baktı. Büyükannesi ise her yıl bu kovayı atmak gerek dediğini, her yıl da kimsenin atmadığını, şimdi kovanın onlar adına karar vermişe benzediğini söyledi. Gu Qing bir tekme daha atacaktı ki kül tabağında düşürdüğü küçük iğneyi gördü. Sonunda çömelip ağır ağır aramaya koyuldu. Büyükannesi de alçak bir tabure getirip külü eski bir sepetle eledi. Rüzgâr ikisinin arasından geçti, ikisinin de burnunun ucu karardı.

O öğleden sonra çiçek yapmadılar. Masada kalan iki yüz on beş veni yeniden ipe dizdiler, Gu Qing malzeme alacakları payı ayrı bir beze sardı. Büyükannesi çiçek satarak biriktirdikleri paraya neden hâlâ yol parası demediklerini sordu. Gu Qing şimdilik ona sıra gelmediğini söyledi. Shen Su başını sallayıp döndü ve giysi sandığındaki küçük bez bohçayı hızla ara göze geri sıkıştırdı. Gu Qing gördü ama sormadı; yine kullanmaya kıyamadığı eski iplikleri sakladığını sandı.

Üçüncü gün Wenler önce eski ocağı yıktı. Duvarın üstünden kül savrulunca Gu Qing beyaz ipek parçalarını birer birer topladı. İçten içe sabrı tükeniyordu. Ağaç kalmıştı ama hayat bir anda sakinleşmemişti. Su getirip yere serpti. Öbür tarafta biri Xu Hanım’a seslenip sökülen ocak tuğlalarından hiçbirinin bütün hâliyle kullanılamayacağını söyledi. Xu Tan yüksek sesle çatlakları ayırmasını, bugün tasarruf edeceğim diye yarın yıkılacak tuğlaları kullanmamasını söyledi. Gu Qing dilinin ucuna gelen yakınmayı yuttu. Kendisi de bambu sepetten üç çatlak sapı ayırdı, çatlakları tutkalla kapatmaya kalkmadı.

Daha sonra Shen Su satılmamış ilk ipek erik dalını pencereden biraz uzaklaştırdı. Çiçek başının rüzgâr alan yerde güneşe dayanmayacağını söyledi. Gu Qing, ipek çiçeğin rüzgârdan korkmadığını söyleyecekken açık renkli taç yaprağın kenarında çok hafif bir değişiklik gördü, vazoyu içeriye doğru kaydırmakla yetindi. Pencerenin dışından erik çiçeğinin kokusu hâlâ geliyordu. Bir yoğunlaşıyor, bir hafifliyordu. Sözleşilen yirmi dal gibi günde kaç tane diye hesaplanamazdı. Gu Qing yeni ipeği masaya serdi, ilk çiçeğin kalıp kâğıdını bir kenara bastırıp önce iki taç yaprak kesti.

· Bölüm sonu ·

Bu kitap, Wang Anshi'nin 《梅花》 (Erik Çiçekleri) şiiri ve bu sitedeki özgün kısa hikâye 《不卖春风》 (Bahar Rüzgârı Satılık Değil) genişletilerek AI yardımıyla özgün olarak yazılmıştır. Kişiler, ticari işler, coğrafya ve tarihlendirme bütünüyle kurgusaldır; şairin biyografisi değildir; özgün eserdeki ağacı koruma, ipek çiçeklerin kokusuzluğu ve büyük ebeveynle torunun nilüfer seyretmesiyle ilgili temel seçimler korunmuştur.

Kitabın içindekileri · 36 bölüm
  1. Serin koku ipekte değil
  2. Beyaz Kirecin Çevrelediği Yer
  3. Ay Işığında Makas
  4. İpek erik çiçeği masaya geliyor
  5. Kapı öte yana bakıyor
  6. İki Küçük Para Dizisi
  7. Yer Açılan Yay
  8. Kokusuz Tabela
  9. Yarım Günlük Ücret
  10. Çiçek Olmayan Çiçek
  11. Kardan Sonra Kutulama
  12. Bir dal kaç para
  13. Başkasının Evinde Yılbaşı Arifesi
  14. Çiçeklenme Mevsiminden Sonra
  15. Adı Kâğıda Basmak
  16. Bir kâse ılık bile olmayan pilav
  17. Yeniden Yapmaya İzin Olmayan İlk Sefer
  18. Geri Gelen Sandıklar
  19. İki Kişinin Avlusu
  20. Yağmur Eski Oluktan Akar
  21. Xiaoman’ın Hesabı
  22. Şemsiyenin Yanındaki Boş Yer
  23. Müşterilerin İstediği Bahar
  24. Masada kalan çiçekler
  25. Bir İnsanın Kendi Yolu
  26. Beşinci Ayı Ticarete Bırakmamak
  27. Çiçeklere Bakanlar
  28. Üçüncü Para Kesesi
  29. Yazın Ağaç Ne Olacak?
  30. Tekneye binmeden önce
  31. Su Yolculuğunun İlk Etabı
  32. Lotus Yaprakları Henüz Açılmadı
  33. Suyun Ortasındaki O Çiçek
  34. Dönüşte Çiçek Zamanına Yetişme Telaşı Yok
  35. Erik Ağacının Yaz Gölgesi
  36. Bir Tane Daha Yenisini Yapmak

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

← Kitaplığa dön, sıradaki hikâyeyi oku

Temanızı seçin

Temanız tüm sitede geçerli olur.