Eski Çin atmosferinde yolculuk ve toplumsal ilişkiler üzerine uzun roman
Çocuk da Birlikte Gitsin mi?
酷无极 · Yapay zekâyla yazım · 10124 karakter · Yaklaşık 8 dakika
Yedinci ayın başında A Sheng, davulun ritmini kendine yetişemeyen bir tavuğa çevirdi. Cai Heng ona sola bir, sağa iki kez vurmayı öğretiyordu. Çocuk dinlerken eli kısa bambudan çıkan ezginin peşine takıldı, art arda ritimle ilgisiz hafif ve sert vuruşlar yaptı. Davulcu davulun kenarına bastırıp aslında hangisini öğrenmek istiyorsun diye sordu. Çocuk yanlış cevap vermekten korkup önce ikisini de, dedi ama gözü hâlâ pencere pervazındaydı.
Qin Xiaoman yanında oturmuş iç bağları dikiyordu. Hemen çocuğa dikkatini vermesini söyledi. Çocuk olur dedi ama çok geçmeden yine dağıttı. Xiaoman baktıkça sabırsızlandı. Kendisi erkenden tutunabileceği bir beceri edinmediği için tiyatro teknesinde her işi yapmıştı. Oğlu iyi bir davulcunun yanında öğreniyorken bunu nasıl öylesine birkaç vuruşluk bir oyun sayabilirdi? Cai Heng ise tokmakları geri aldı. Bugünlük bu kadar, benim de çalışmam gerek, oturup birinin aklının geri gelmesini bekleyemem, dedi.
Xiaoman özür diledi. Odaya dönünce ilk işi çocuğu azarlamak olacaktı. Asheng tek söz etmeden alçak masaya gidip yazı yazdı. Kaleme her zamankinden öyle çok bastırdı ki kâğıdı neredeyse deliyordu. Xiaoman masanın yanındaki eski oyuğu gördü. Lu Zheng’den kalmıştı. Tam baban senin yaşındayken diye başlayacaktı ki birden durdu. Çocuk kendi önündeki kâğıda bakıyordu ama o çoktan karşısına başka birini koymuş, onu yakalamasını istiyordu.
Annesinin mektubu tam o gün geldi. Yaz sıcağında işleri yoğun olursa Asheng bir süre Liuwan’da kalabilirdi. Yan sokaktaki öğretmen çocuklara okuma yazma öğretiyordu, fenerci dükkânının arka odasında da yer vardı. Çocuğun her seferinde sahnenin kenarına kapanıp yazması gerekmezdi. Xiaoman’ın gözü öğretmen sözüne gelince gönlü kaydı, arka odayı okuyunca içi çöktü. Düzenlemenin bir mantığı vardı. Sahne arkası sıcak, gürültülü ve telaşlıydı, çocuk birkaç kez daha bir dize bitmeden uyanmıştı. Sessiz bir yerde oturup yazabileceği bir masa gerçekten varsa bunun nesi kötüydü?
Ama annesi bu yol için gereken kişileri ve odayı yine önceden ayarlamış, ona sonra sormuştu. A Sheng’in oraya taşındığını gözünün önüne getirebiliyordu. Gündüz biri ona bakacak, gece sıcak yemek yiyecek, kendisi de sahneye çıkarken bir yandan çocuğun nerede olduğunu merak etmeyecekti. Bu ferahlık düşüncesi önce ona bir nefes aldırdı, hemen ardından bir ihanet gibi geldi. Sanki vaktiyle türkü söylemek uğruna evinden bile vazgeçmiş, şimdi ise çocuğunu o daha güvenli yere geri göndererek annesinin haklılığını bir kez kabul etmek zorunda kalmıştı.
Böyle düşündüğü için kendine çok kızdı. Çocuk, yıllar önceki kavgayı kimin kazandığını gösteren bir kâğıt değildi, annesi de illa bir şeyi geri almak için uğraşıyor olmayabilirdi. Ama hayır derse, bunu çocuğun toplulukta kalması onun için iyi olacağından mı, yoksa gönderdiği anda oğlunun anneannesinin yanında kalmayı tercih etmesinden korktuğu için mi diyeceğini şu an kolayca ayırt edemiyordu. Mektubu katladı, hemen kesinlikle olmaz diye cevap yazmadı.
Azhao onun dalıp gittiğini görünce Liuwan’da bir şey mi olduğunu sordu. Xiaoman mektubu ona uzatıp Asheng’e su koymaya gitti. Azhao okuyunca orada yazı öğrenecek bir yer bulunmasının iyi olduğunu, önce çocuğa ve öğretmene danışmak gerektiğini söyledi. Xiaoman nedense bundan hoşlanmadı. Azhao da mı çocuğa topluluğun içinde iyi bakamadığını düşünüyordu? Azhao başını kaldırıp baktı, gözlerinden sorguya çekilmenin öfkesi bir an geçti. Xiaoman ancak o zaman mektubun kendisinde uyandırdığı öfkeyi yanındaki insana yüklediğini anladı.
Açıklama beklemeden, «Sana çıkışmıyorum,» dedi. A Zhao'nun yüzü bütünüyle yumuşamadı. Mektubu yerine bırakıp elindeki giysiye döndü. Xiaoman onun arkasından bakarken annesinin Lanting'de mavi kumaşı katlamak istediği ve bir «Dokunma» sözüyle durdurulduğu anı düşündü. Herhâlde o da kendisinden hoşlanmadıklarını sanmıştı. Bazen karşıdaki insan gerçekten suçlamıyordu. İnsanın içinde daha baştan dokundurmaya kıyamadığı bir yer oluyordu da yaklaşan ilk darbeyi yiyordu.
Çocuk öğleden sonra malzeme almak için yanlış tahta fişi seçti, iki chi’yi üç chi sandı. Gao Man azarlamadan yazıyı kendisinin karşılaştırmasını istedi. Baktıkça kafası daha çok karıştı. Sonunda yalnızca tahta fişlerin boylarını hatırladığını, üzerlerindekilerin hepsini okuyamadığını kabul etti. Xiaoman kapının yanında dinlerken yüzü kızardı. Hemen ardından, çocuğun yazı bilip bilmemesini neden hep kendi hayatını yoluna koyup koyamadığının sınav kâğıdı saydığına kızdı. Gao Man kısa ibareleri bir kez daha yazdı. Çocuğa her gün önce gerçekten kullanacağı birkaç işareti öğrenmesini, sırf kendi adını okuyabiliyor diye bütün kitapları okuyabileceğini sanmamasını söyledi.
Biraz sonra çocuğu Shen Feng'i görmeye götürdü. Shen Feng eskiden birkaç tiyatroda flüt ve telli çalgı yapardı. Son iki yıldır her gün iskeleden iskeleye koşturmak istemediği için Lanting'de kalıp küçük çalgıları akort ediyor, birkaç çocuğa da nota okumayı öğretiyordu. Xiaoman onu tanıyordu ama daha önce ayrıntılı bir şey sormamıştı. O zamana kadar A Sheng'in önce babasının yolundan gitmesi gerektiğini düşünmüştü. Şimdi kapıyı itip içeri girince çocukların çoktan oturmuş, her birinin kendi notasını okuduğunu gördü. Kimse daha baştan büyüyünce hangi işin ustası olacağını sormuyordu.
Shen Feng kısa bambu parçasına baktı, önce güldü. Deliklerin hepsini daha tanımıyorsun, nasıl oldu da uzun hava çalmak istiyorsun, dedi. A Sheng bir defasında ses çıkardığını söyleyip gururla yeniden denedi ama ağzından boş bir üfleme çıktı. Öğretmen bu işten çocuğun dâhi olduğuna dair bir işaret çıkarmadı, bambuyu da atmadı. Bitmiş kısa bir flüt çıkarıp iki ses dinletti, ardından ağzıyla tekrarlamasını istedi. Çocuk sesleri doğru çıkaramadı ama kulağını iyice yaklaştırdı. Davulun yanında oturduğu zamankinden daha sabırlı olduğu belliydi.
Xiaoman bakarken içinde bir burukluk daha duydu. Davul çalmanın da incelikleri vardı. Kocasının ömrünün yarısını verdiği iş nasıl olur da çocuğun gözünde şu hafif bambu boru kadar etmezdi? Shen Feng çocuğun ne öğrenmesini istediğini sordu. Az kalsın, karnını doyuracak bir meslek, diyecekti. Söz ağzına geldiğinde Cai Heng’in davul tokmağını bastıran elini hatırlayıp yanıtını değiştirdi. Önce yazıyı tanısın, ritmi de öğrensin. Hayatı boyunca neyle geçineceğine onun adına karar vermek için acele etmeye gerek yoktu.
Öğretmen başını salladı. Her on günde altı ders, on günlüğü otuz wen. Geceleri ders vermiyordu, onun da dinlenmesi gerekiyordu. Topluluk yola çıkarsa ve çocuk her derse gelemeyecekse önceden haber versinler, öteki çocukları aynı yerde bekletmesin. Xiaoman bunları duyunca içi biraz daha rahatladı. Karşısındaki, birdenbire onun çocuğunu büyütmeye gönüllü olmuş bir iyilikseverden çok, elinden gelen işi yapmaya razı olan ve nerede duracağını bilen biriydi. Önce on günlük ücret ödedi. Bundan sonra ne zaman çok işi olsa öğretmen her şeyi üstlenecekmiş gibi söz vermedi.
Öğretmen ona küçük bir parça eski kâğıt da verdi. Önce 水 (su) ve 木 (ağaç) karakterlerini kopyalamasını, daha baştan kâğıdı bambu flüt resimleriyle doldurmamasını söyledi. A Sheng kâğıdı avucunda buruşturdu, sonra kendi eliyle yavaşça düzeltti.
Dönüş yolunda A Sheng, peki davul öğrenmeye devam edecek miyim, diye sordu. Xiaoman öğrenebilirsin, öğrenmesen de başkalarının ilk vuruşunu anlayabilmelisin, sahne kenarında oturup her seferinde toparlamayı başkasına bırakamazsın, dedi. Çocuk başını salladı, biraz sonra anneannesinin oradaki öğretmenin daha sert olup olmadığını sordu. Xiaoman ona bir kez bakınca yol boyunca aklında yalnızca flütün olmadığını, Liuwan’daki fener dükkânının da gönlünde yer ettiğini fark etti.
Ona gitmek isteyip istemediğini sordu. Çocuk önce istediğini söyledi, ardından birini söyleyince ötekini yitirecekmiş korkusuyla Nantang’a da dönmek istediğini ekledi. Liuwan’da yemek masası sallanmıyor, anneannesi bambu iskeletin nasıl yapıldığını anlatabiliyordu. Ama Nantang’da küçük kilden köpek, Gu Amca ve annesi vardı. Sonuncusunu söylerken özel bir duygusallık göstermedi, gündelik hayatın unutulmaması gereken en önemli parçasını ekler gibiydi. Xiaoman’ın gözleriyse onun flütünden ilk sesi çıkardığı andan bile çabuk ısındı.
“Bugün birini seçmen, sonra değiştiremeyeceğin anlamına gelmez,” dedi.
Bunu söyleyince ilk yadırgayan kendisi oldu. Çocukken bir kez yanlış seçim yapsa, sanki daha nice gün boyunca insanlar bunun hesabını sorardı. Topluluğa katılmak, Lu Zheng’le evlenmek, A-Sheng’i doğurmak, her biri karar verildi mi bir daha yorulmaya hakkı yokmuş gibi gelmişti. Oğluysa daha sekiz yaşındaydı. Birkaç karakter öğrenmek için nereye gideceğini bile ömür boyu hangi tarafta duracağına çevirirse, annesinin onun yerine karar vermesine engel olmanın ne faydası kalırdı?
Bütün bunları çocuğa anlatmadı. Yalnızca önce Shen Hoca’nın yanında on gün ders görmesini, sonra topluluğun güzergâhı belli olunca yazın ne yapacaklarına birlikte bakmalarını söyledi. A-Sheng bu cevabı Liuwan’a gidebilirsin diye kestirip atmak kadar iç açıcı bulmadı ama tümüyle de keyfi kaçmadı. Koşup kısa bambu çubuğunu getirdi, yeni duyduğu iki vuruşa bakarak uzun süre ciddi ciddi denedi. Sonunda vuruşları artık tavuk kovalıyormuş gibi çıkmıyordu.
İçeride A Zhao, Gu Ming için yeni bir kuşağın ucunu toparlıyordu. Changqing topluluğu Qingxing Sahnesi'ne gelmişti, sorumlu Gu Ming'in bir bölümü baştan sona oynamasını görmek istiyordu. Gu Ming, Chunhe'nin yepyeni kostüm takımını ödünç almamıştı, yalnızca Gao Man'a danışıp kayda geçmiş eski giysiyi istemiş, ne zaman alıp ne zaman iade edeceğini açıkça yazmıştı. Xiaoman, A Zhao'nun başını eğip özenle çalıştığını görünce aklından, bir adam iki dize söyledi diye kendi yolunu bırakıp peşine takılma, demek geçti. Daha ağzını açmadan o tanıdık söyleyiş kendi canını yaktı.
Bunun yerine A Zhao’ya ertesi sabah boş vakti olup olmadığını sordu. Genç kadın önce bir astar parçasını Lu Heniang’a teslim etmesi gerektiğini, öğleden önce belki çıkabileceğini söyledi. Xiaoman ondan çocuğu öğretmene götürmesini isteyecekti. Bunu duyunca kendisinin de gidebileceğini söyledi. Yardıma gönüllü birinin her boş anını doldurmak için acele etmedi. A Zhao başını kaldırıp ona hafifçe gülümsedi, sonra Gu Ming’e bağın ucunu yine kılıcın altında bırakmamasını söylemeye gitti. Xiaoman ona bir iş eksik verdi diye elindekini bırakıp teşekkür etmeye koyulmadı.
Gece annesine cevap yazdı, yalnızca meşgulüz ya da gerek yok deyip geçmedi. A-Sheng’in Öğretmen Shen’le on günlüğüne karakterleri ve ritmi öğrenmeyi denemeye başladığını, Liuwan’daki öğretmenin hangi dizelere kadar geldiklerini bilmek istediğini yazdı. Yaz yolculuğu belli olunca karar verecek, çocuğu şimdiden oradan oraya koşturmayacaktı. Annesi geçen seferki ölçüyü hatırlayıp yine dar ayakkabı yapmasın diye çocuğun ayak ölçüsünü iki kez alıp mektuba ekledi. Bitirince A-Sheng’in adını kâğıdın köşesine kendisinin yazmasını istedi, yazıdaki iki yamuk bambu ucunu onun yerine düzeltmedi.
Yatarken çocuk birden, önce davul öğrenmediği için babasının ona kızıp kızmayacağını sordu. Xiaoman elini yorganın köşesinden çekti. Babası burada olsa ilk ne derdi, kendisinin de bilmediğini söyledi. Ama bugün burada ikisi vardı, her iş için burada olmayan birinin onayını bekleyemezlerdi. Sesi yeterince yumuşak çıkmadı ama çocuk dikkatle dinledi. Sonra kısa bambuyu alçak masaya, eski oluğun yanına koydu, ikisinden birini gözden uzak bir yere saklamadı.
Lambayı üfleyip söndürürken ikisine baktı, biri ağır biri hafif, biri eski biri yeni. Aynı küçük masaya sıkışmışlardı ama birinin ortadan kalkması gerekmiyordu. Xiaoman kapının önünde geçecek kadar yer açtı. Yarın erken kalkıp çocuğu ilk dersine götürecek, sahnede de her zamanki gibi anne rolünü söyleyecekti. Ayrı saatlerde yapacağı bu iki işi aklında tuttu, ikisini de kendi elleriyle uyandırabileceği sabaha bıraktı.
· Bölüm sonu ·
Bu kitap, yapay zekâ desteğiyle yazılmış; Zhang Ruoxu’nun 《春江花月夜》 (Bahar Nehrinde Çiçekli Mehtap Gecesi) eseri ile özgün kısa öykü 《借灯还舟》 (Lamba Ödünç Alıp Tekneyi Geri Getirmek) temelinde genişletilmiştir. Kişiler, coğrafya ve olaylar bütünüyle kurgusaldır; özgün şiirin çevirisi, yeniden yazımı veya şairin biyografisi değildir.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Ne söylemek istersin?Yorumlara katılmak için giriş yap →