Eski Çin atmosferinde yolculuk ve toplumsal ilişkiler üzerine uzun roman
Rüzgâr Perdenin Ardından Geçer
酷无极 · Yapay zekâyla yazım · 10489 karakter · Yaklaşık 8 dakika
Qin ailesinin gönderdiği paket geldiğinde Xiaoman sahnede söylüyordu. A-Zhao onun yerine paketi teslim aldı. Dışı sağlamca sarılmıştı. İçinde yiyecek mi yoksa bir çift ayakkabı daha mı olduğunu bilmeden yatağın başına koydu. Ancak akşama doğru açtıklarında mavi kumaşla koyu kırmızı kenar bir arada ortaya çıktı ve A-Zhao bunun Liuwan’daki arka odanın eski perdesi olduğunu anladı. Yıkanıp kurutulmuştu ama köşelerindeki ekler hâlâ yılların izini taşıyordu.
Qin Nine’nin araya koyduğu not kısaydı. Dükkânda başka kumaş vardı. Bunlar zaten eskiden Xiaoman’ın olduğuna göre isterse kullanabilirdi. Artık Qin Nine’nin görebileceği bir yerde asılı durmaları gerekmiyordu. Yazıda eve dön diyen bir söz yoktu ama gönderdiği şey odada bir sözden daha fazla yer tutuyordu. Xiaoman oturup kumaşı bir süre elledi. Geçen sefer kenarından bir parça alırkenki kadar kararlı değildi. Annesi şimdi bütün perdeyi ona teslim edince, eski meseleyi bir kez daha bıçak altına yatırmış olmadan kumaşı nasıl keseceğini bilemiyordu.
A Sheng önce kumaşı yatağın önüne germek, çamurdan köpeğini de perdenin arkasına yerleştirmek istedi. Xiaoman izin vermedi. Kumaş eski diye yere serilip ayakkabıyla çiğnenmezdi. Çocuk, bana kitap çantası yapacaktın hani, diye sorunca Xiaoman bunu gerçekten söylediğini hatırladı ve kumaşı biçerlerse hangi yüzünün içe gelmesinin daha iyi olacağını Azhao’ya sordu. Azhao yıkanmaktan incelmiş bir yeri eliyle buldu, buradan kaçınmak ve yük binecek yeri başka bir katla desteklemek gerektiğini söyledi. Yoksa içine birkaç kâğıt koyar koymaz yırtılırdı.
Xiao Man “yırtılmak” sözünü duyunca yüzü biraz değişti; eski kumaşı görür görmez onun adına tasarruf etmeye çalışmasına gerek olmadığını söyledi. A Zhao, nasıl kullanılacağını anlattığını, istemediğini söylemediğini açıklayacaktı ki Xiao Man annesinin de hep onun dikişini övdüğünü, şimdi şu kadarcık kumaşı dikmenin zorlaştığını ekledi. Bu söz mantıklı değildi. A Zhao bir anda karşısındakinin bütünüyle kendisine yüklenmediğini de anladı, ama yine de incindi; iğne kutusunu tak diye masaya bıraktı.
“Tek istediğin ‘olur’ dememse onu da diyebilirim.” diye karşılık verdi.
Oda birden sessizleşti. Asheng kilden köpeğini kucaklayıp yatağın ayakucuna sindi. İki kadın da aynı anda ona baktı, ikisi de sözünü sürdürmedi. Xiaoman perdeyi katlayıp işi kendisinin yapacağını söyledi. Azhao boş sepeti alıp çıktı. Denemek için küçük bir astarlık parça almayı düşünüyordu, ama sokağın başına varınca ne büyüklükte alacağını gösteren kâğıdı bile yanına almadığını fark etti. Yolun ortasında kaldı. Bu çıkış ona gitgide sırf içeridekilere kızdığını belli etmek için yapılmış gibi geliyordu.
Hemen geri dönmeyip önce kumaşçıya gitti. Dükkân sahibi farklı renklerde birkaç parça eski kenevir kumaşı çıkarıp seçmesini istedi. A Zhao yalnızca küçük bir parça alıp fiyatını ölçüsüne göre ödeyebilir miyim, diye sordu. Dükkân sahibi olur dedi ama seçip seçip geride satılamayacak bir yığın dar kenar bırakmasındı. A Zhao çömelip dikkatle ölçtü, yumuşak ama dağılmayan bir parça bulup denemelik olarak aldı. Gao Man'ın ortak malzemesine dokunmadı, ne kadar becerikli olduğunu kanıtlamak için de Qin ailesinin eski giysisini kullanmadı.
Dönüş yolunda rüzgâr vardı. Kumaşın bir köşesi sepetten uçuşunca Azhao elini uzatıp bastırdı. Birden annesinin de vaktiyle bir giysiyi kısa kestiğini hatırladı. İşe yeni başladığında değil, yıllarca çalıştıktan sonra olmuştu. Bir gün müşteri gelip acele ettirince Shen Yun iki çocuğun ölçülerini karıştırmış, ancak kolları kesince fark etmişti. Azhao o zaman on altı yaşındaydı ve kâğıtları en başta ayırmalıydın demeyi biliyordu. Annesi onun ayakta durup akıl vermesine kızmış, dönüp eski kumaşı kendi söküp eklemiş, yarım gün boyunca Azhao’dan bir daha yardım istememişti.
Sonraları bu olayı neredeyse hiç düşünmemişti. Annesinin bıraktığı dikişleri hep sağlam diye hatırlıyordu. Sanki ölen kişi artık yok diye, geride bıraktığı her ilmek yaşayanlarınkinden daha doğruydu. Ama o gün annesi gerçekten yanlış kesmiş, üstelik kızının karşısında bunu hemen kabul etmeye yanaşmamıştı. Bu, annesinin ona öğrettiklerinden bir şey eksiltmiyordu. Dikiş öğreten biri de telaşlanabilir, çocuğunun gözünde becerikli görünmeye biraz olsun devam etmek isteyebilirdi.
A Zhao adımlarını biraz yavaşlattı. Bu eski anıyı eve götürüp Xiaoman’ı ikna etmeye çalışmadı. İnsan kendi eski giysisine dokunup dururken bütün anneler böyledir sözünü duymaya ihtiyacı olmayabilirdi. Yeni aldığı numuneyi kendi sandığına koydu ve önce teslim etmediği işi tamamladı. Xiaoman da nereye gittiğini sormadı. Başını eğip perdeyi dümdüz yaydı, ölçüsünü A Sheng’in kâğıt destesiyle karşılaştırdı. Sonunda elinde biçim almaya başlayan bir torba vardı.
Kumaşın yarısına gelince durdu ve öteki yarıyı katladı. Bu kadarı yeter, gerisi anneme kalsın, rüzgârı keser, dedi. Dükkânda işe yarayacak şey yalnız kızından kalma eşya değildi ya. A Zhao, bu kez sözünde geri çevirmenin öfkesi olmadığını duydu. Kuru bir kâğıt bulup kumaşı sardı, onun adına bir de «Artık affettim» demedi. Xiaoman birkaç kısa satır yazıp Liuwan'a giden yolcu teknesiyle gönderdi. Tarihle kestiği parçanın ölçülerini yan yana yazdı. Yazının üzerinde, kumaşı keserken bulaşan koladan küçük, kül rengi bir iz kalmıştı.
O öğleden sonra A Zhao dördüncü ayda giysi dikerek kazandığı küçük ücreti aldı. Baştan sona yeni kaftan için olan ödeme gelmedi ama sökülüp kullanılabilir hâle getirilen malzemenin, onarımların ve kuşakların hesabı belliydi. Gao Man tamamlananlarla tamamlanmayanları ayırdı; sonraki yeni işlerin ayrıca hesaplanacağını söyledi. Bir iş başarısız oldu diye öncekilerin hepsi silinmeyecekti ama yalnızca çok emek verildi diye iş teslim edilmiş de sayılamazdı. A Zhao dinlerken başını salladı. Elindeki para dizisi pek büyük değildi ama burada kalmasını artık yalnızca kayık kirası sağlamıyordu.
Önce beşinci ayın oda parasını ayırdı, sonra teknenin onarımına da bir pay bıraktı. Geriye fazla bir şey kalmamıştı ama az önceki deneme parçasını almaya yetiyordu. Bu küçük bolluğu yalnızca iğnesinin hünerine bağlamadı. Babası tekneyi bırakmasaydı, ilk aldığı on iki wen’le burada bu kadar uzun kalamazdı. Ye Zhen yıkanacakları almaya gelince, bir dahaki sefer birkaç eski kumaş parçasını deneme için yıkamanın ücretini özellikle sordu. Kendisi öğreniyor diye başkalarının emeğinin de o denemeye kendiliğinden katılması gerektiğini düşünmedi artık.
Gu Ming yeni kumaşı görünce sonunda Liusheng’e bir giysi daha mı dikeceğini sordu. Azhao önce bir astar parçası yapacağını, daha şimdiden bütün avluya bağırmamasını söyledi. Gu Ming hâlâ kalbini kıpırdatıyor, kendi diktiği güzel bir giysiyi onun üstünde görmeyi hâlâ istiyordu. Ama o yeni der demez kucağını kumaşla doldurmak istemiyordu artık. Gu Ming gülerek olur dedi. Sonra eli Xiaoman’ın yarım bıraktığı çantaya gitti. Bele bağlanırsa bunun da nehir havası taşıyacağını söyledi.
A Sheng kapıdan fırlayıp çantayı geri kaptı ve bunun kendisine ait olduğunu, içine yazı koyacağını, okumuş bir delikanlı koymayacağını ilan etti. Gu Ming bilerek bir adım geri çekildi, demek insan yazı kadar kıymetli değilmiş, dedi. A Zhao gülmeden edemedi, Xiaoman da hafifçe güldü. Odada henüz dağılmamış gerginlik, sonunda doğrudan üzerine gitmeden dağılabileceği bir aralık buldu. Çocuksa çantasının gerçekten alınacağından korkuyordu. Onu yatağa götürüp yorganın köşesiyle örttü, kimsenin kendisinden önce bakmasına izin vermedi.
Akşam Gu Ming son bölümün kuşağını almaya gelince Gao Man, Xuncheng’den cevap geldi mi, diye sordu. Gu Ming, Changqing Topluluğu’nun sonbahardan önce Lanting’e gelip Qingxing Sahnesi’ne yerleşeceğini, sorumlunun kendisinden iyi bildiği bir bölüm hazırlamasını istediğini, zamanı gelince bakacaklarını söyledi. Azhao’nun ipliği tutan eli bir an durdu. Demek bunca zamandır kılıç hareketleri eklemesi, sahnedeki duruşunu çalışması, sırf aynı avludaki birkaç kişi ona takıldı diye değildi. O kendisine daha büyük bir sahne arıyordu. Azhao ise sonbahar şenliğinin yeni giysilerini, herkes hep burada kalacakmış gibi düşünmüştü.
Liu Sheng’i kimin söyleyeceğini sordu, sesi içinden geçenden daha sakindi. Gu Ming henüz belli olmadığını, yalnızca kendini gösterebileceği bir yer edinmeye çalıştığını, yarın gidiyor olmadığını söyledi. Bunları söylerken suçluluk duymuyor, hatta biraz heyecanlanıyordu. Tahta kılıçla yeni oyunda kullanacağı bir dönüş adımını gösterdi. Azhao, Gu Ming’in kendisine burada kalmayı borçlu olmadığını biliyordu ama yine de mavi kaftanın yırtıldığı geceyi hatırladı. Sanki daha yeni ucundan tutabildiği o iş de onunla birlikte kendisinden önce uzaklara gidiyordu.
Gao Man bağları toplarken Gu Ming'in bir sonraki gösterisi için malzemeleri yeniden kaydetmek gerekip gerekmediğini sordu. A Zhao ancak o zaman kendine geldi; şimdilik eldeki işe göre ilerlemelerini, gerçekten oyuncu değişirse yeniden ölçü almak gerekeceğini söyledi. Asıl sormak istediği, onun burayı da tümüyle unutup unutmayacağıydı; sonunda ağzından yalnızca giysinin ölçüleri çıktı. Gu Ming elbette, diye karşılık verdi, kendi omuzları başkasınınkine benzemiyordu ya. Sonra bağı alıp gitti; avludaki kılıç sesleri az öncekinden de hızlanmıştı.
Akşam Xiaoman çantanın dibinde en çok yük binecek yeri Azhao’ya gösterip bir kat daha koymasının yeterli olup olmayacağını sordu. Sorarken pek rahat değildi. Azhao içine ne konacağına bağlı, taşla doldurursan yetmez, diye karşılık verdi. Xiaoman başını oğluna çevirdi, A Sheng kuşku uyandıracak bir hızla, taş yok, dedi. Azhao bir kâğıtla ölçüp dikilecek köşeyi gösterdi. Yalnızca iğneyi nereden geçireceğini anlattı, daha önce söylediklerini bir kez daha açmadı.
Azhao da deneme parçasını çıkardı, Xiaoman’dan omzuna geçirmesine yardım etmesini istedi, sonra bağı kendisi çözdü. Xiaoman iki yerin nasıl durduğuna baktı, şimdilik dikişleri tamamen kapatmamasını, sabah Lu Heniang’a deneteceklerini söyledi. İkisi de kendi işini yaptı, arada birbirinin kumaşını tuttu. Hangisinin ötekine ne kadar taviz verdiğini konuşmadılar. Öğleden sonraki konuşma geride kaldı diye bundan böyle hep yumuşak konuşacak da değillerdi. Azhao yanlışlıkla kısa bir iplik parçası kestiğinde Xiaoman hâlâ kaşını çatıyor, Azhao da eskisi gibi bozuluyordu.
Ding Quan’a cevabını iki gün sonra yazdı. Beşinci ayın kirasının günü henüz gelmemişti. A Zhao önce kereste meselesine cevap verdi, yolculara özellikle yalnızca He ailesinin adını tanıtmaya çalışmaları gerekmediğini söyledi. «He Hanım adına geçişi işletiyor» diye yazınca sözün üstünü çizdi, yerine «Geçişi Ding Quan işletiyor» yazdı. Kâğıttaki satır biraz kısaldı. Yeni yanaşma yerini henüz kendisi görmemişti, kalemi eline aldığında o huzursuzluk hâlâ içindeydi. Yine de her seferinde yolculara tekneyi süren kişiyi babasının adıyla tanıtmak gerekmiyordu.
Yeni ahşap levhadan söz etmemişti. Bu yüzden ilerde gerçekten bir levha daha görürse yine canı sıkılabilirdi. Şimdilik yalnızca söyleyeceklerini denemeye razı olduğu biçimde yazmıştı. Birkaç sözcük kâğıda geçti diye içinin bir daha hiç geri adım atmayacağını sanmıyordu. Kâğıdı bambu şeritlerin arasına sıkıştırdı. İade ettiği eski perdenin yarısıyla aynı yoldan gidecekti ama alıcılar farklı olduğundan ayrı paketlere konmaları gerekiyordu. Kendisi özenle ayırdıktan sonra oradan geçen tanıdık bir tekneye verdi.
Birkaç gün sonra Qin Nine yalnızca kumaşı aldığını, arka kapıya perde yapmak için saklayacağını haber verdi. Neden hepsini istemediğini sormadı, o yarıya kızının dönüşünü bekleyen perde diye yeni bir ad da vermedi. A Sheng’in yeni çantası hazırdı. Annesi de A Zhao da içine ilk ne koyduğuna bakmadı. Çocuk kimse görmezken yassı bir taş sıkıştırıp rüzgâr kâğıtları uçurmasın diye ağırlık yaptığını söyledi. Çantanın dibi gerçekten ağırlaştı. Xiaoman uzaktan görüp taşı çıkarmasını söyleyince çocuk çantayı kucaklayıp kaçtı.
A-Zhao peşinden iki adım attı, sonra gülmekten koşamaz oldu. Rüzgâr pencere kenarındaki eski düz perdeyi havalandırdı. Masanın üstündeki eski mavi kumaşın yarısı artık bir çantaydı ve çocuk koştukça bacağına pat pat vuruyordu. A-Zhao masaya dönüp kendi deneme parçasını yeniden serdi, bir ipliği parmağıyla bastırıp rüzgârın yanından geçmesini bekledi. Gevşek ne varsa hepsini sımsıkı dikmek için acele etmedi.
· Bölüm sonu ·
Bu kitap, yapay zekâ desteğiyle yazılmış; Zhang Ruoxu’nun 《春江花月夜》 (Bahar Nehrinde Çiçekli Mehtap Gecesi) eseri ile özgün kısa öykü 《借灯还舟》 (Lamba Ödünç Alıp Tekneyi Geri Getirmek) temelinde genişletilmiştir. Kişiler, coğrafya ve olaylar bütünüyle kurgusaldır; özgün şiirin çevirisi, yeniden yazımı veya şairin biyografisi değildir.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Ne söylemek istersin?Yorumlara katılmak için giriş yap →