Ana içeriğe geç

CooLWJ'de ara

选择搜索范围,输入关键词后按回车。

Dil

Elde bir cilt

Eski Çin atmosferinde yolculuk ve toplumsal ilişkiler üzerine uzun roman

O Tekne Biletini Almamak

酷无极 · Yapay zekâyla yazım · 10436 karakter · Yaklaşık 8 dakika

Qin Nine iki dönüş bileti alırken yine başkası adına karar verdiğini düşünmedi. Kızı yazdaki yolculuğun sonra kararlaştırılacağını söylemişti; demek ki hâlâ kararlaştırılacak bir pay vardı. Önce yolcu teknesini iyice sormuştu. Dönüşte çocuğu kendisi götürecek, Xiao Man'ı yeniden gidip gelmekten kurtaracaktı. Sangqiao'da hangi kuru odada kalacaklarını bile sormuştu. Bu kez yalnız evde oturup her yanı düşünülmüş bir düzenleme değildi.

Fenerci dükkânını beş günlüğüne Aqiao’ya bıraktı. Yirmi üç yaşındaki kız sık sık kâğıtçı için malzeme taşır, fener kaplamak gibi kısa süreli işleri de alırdı. Qin Nine daha önce ona yalnızca kâğıt uzattırmış, kasadaki bozuk paraları gerçekten eline vermemişti. Bu kez gitmesi şarttı. Alışıldık fiyatları bir kâğıda yazdı, bir anahtar verdi, şimdilik yeni fiyat biçmemesini, müşterinin acelesi varsa kendisi dönene kadar beklemesini tembihledi. Aqiao dinledikten sonra müşteri beklemek istemezse ne yapacağını sordu. Qin Nine yalnızca, güzelce anlatırsan bekler, dedi.

Yedinci ayın on üçünde Lanting'e vardığında yanında iki paket yiyecek yoktu. Yalnızca ayakkabı ölçüsünün yazılı olduğu kâğıtla çocuğun el alıştırması için bir demet ince bambu şerit getirmişti. Xiao Man annesinin yine geldiğini görünce önce arkasına baktı, bu kez önceden haber yolladın mı, diye sordu. Annesi, mektubunda bir daha bakarız demedin mi, tekneyi sordum, çocuk isterse öbür gün birlikte dönebiliriz, dedi. Yan sokaktaki hocanın yaz derslerinde daha yer vardı, işi uzatmaya gerek yoktu.

Xiaoman'ın yüzü yavaş yavaş asıldı. Qin Nine kızının bu hâlini sevmezdi. Onu yine biriyle evlendirmeye kalkmamış, topluluğu bırakmasını da istememişti. Çocuğa yalnızca ders çalışabileceği bir masa daha bulmuştu. Nasıl oluyordu da ne zaman yaklaşsa daha baştan bir yanlış yapmış gibi oluyordu? Hazırladığı ayrıntıları bir bir anlatmak için yeninden bileti çıkardı. Kızı ondan önce kâğıdın üstüne elini koyup niye yine önceden aldığını sordu.

“Sen gidip gelmek zorunda kalma diye,” dedi.

“Gitsin demedim.”

Qin Nine bir anda söyleyecek söz bulamadı. Kapının yanında bambu şeritlere bakan Asheng, gitmek sözünü duyar duymaz başını kaldırıp anneannesinin dükkânındaki yeni lambaları görmeye mi gideceğini sordu. Xiaoman önce bu on günde yazdığı yazıları getirmesini istedi. Çocuk kâğıtları alırken gözünü ikisinden ayırmıyordu. Kendisini hangi tarafa koyduklarını henüz anlamadığı belliydi. Gitmek istiyor, istediğini söylerse annesini kızdırmaktan da korkuyordu. Eli kâğıdın kenarında gezinip durdu, yazılarını bir türlü sıkıca tutamadı.

Xiaoman çocuğun önünde tartışmayı sürdürmedi, önce Gao Man’la ön tarafa gitmesini söyledi. Qin Nine ise bu hareketi torunu da gözünün önünden alınıyormuş gibi hissetti. Dayanamayıp yalnızca birkaç gün kalacağını, Xiaoman meşgulse çocuğa kendisinin bakabileceğini, sonra da geri getireceğini söyledi. Sözünü bitirince kızı başını kaldırıp sordu. Vaktiyle benim adıma her şeyi ayarladığında da sırf iyiliğimi düşündüğün için sözümü sonuna kadar dinlemene gerek yok muydu?

En çok, birinin iki meseleyi üst üste koymasından korkuyordu. Ayakkabı ayrı, okuma yazma ayrıydı. Kızının sahneye çıkmasına artık engel olmuyordu, neden dönüp dolaşıp on altı yıl öncesine geliyorlardı? Tam böyle karşılık verecekken Xiaoman’ın bileti ne kadar sıkı tuttuğunu gördü. Kızının gözünde benzerlik, meselelerin kendisinden çok onun her şeyi önce yapıp karşısındakinin isteyip istemediğini sormayı sona bırakmasındaydı. Sanki öteki yalnızca evet dese bütün iyilikler birden önüne serilecekti.

Yine de öfkelendi. Bu yaşta onca yolu kızıyla kavga etmeye gelmediğini söyledi. Söz ağzından çıkar çıkmaz yolcu teknesinde Zheng Qin'in kendisine özel olarak el uzatmasına izin vermediğini hatırladı. Yaşlı muamelesi görmekten korkmuştu. Bacaklarının yaşını kabule yanaşmazken geri çevrildiğinde yaşını hemen öne sürüyordu. Sanki kendisi yoruldu diye kızı öteki sözünü yutmalıydı. Bileti geri aldı ama eli hâlâ biraz titriyordu.

Birisi arka odadan giysi almaya geldi. Anneannenin çocuğu okula götürmeye geldiğini duyunca, büyüğün gözetmesi ne iyi, babası yokken de bakımsız kalır diye korkmazsınız, deyiverdi. Qin Nine hemen başını kaldırdı. Kızım kendi başına gayet iyi bakıyor, ben olmasam da hayatını sürdürür, dedi. Adam nerede yanlış konuştuğunu anlayamadan mahcup bir gülümsemeyle çekildi. Qin Nine kızını içtenlikle savunmuştu. Ama kızı bunu duydu diye o bilete razı olamazdı. Odada geri alınamayan bir sessizlik kaldı.

Azhao tam o sırada yeni kurumuş bir astar parçasını kucaklayıp döndü. Qin Nine onu görünce iki tarafın da yolunu bilen birini bulmuş gibi, sence orada daha rahat yazı öğrenmez mi, diye sordu. Genç kadın hemen cevap vermedi. Önce kumaşı kuru bir yere bıraktı, sonra oranın da iyi yanları olduğunu, burada da ders gördüğünü, çocuğu Xiaoman adına ona teslim edemeyeceğini söyledi. Qin Nine o edemem sözünü duyunca bir kez daha önüne set çekilmiş gibi hissetti.

Az kalsın, şimdi bir aradasınız ya, hepiniz aynı tarafı tutuyorsunuz, diyecekti. A Zhao yüzünün hâlini gördü. İlk geldiği zamanki gibi sözünü sakınarak dolandırmadı. Yalnızca bileti kendisinin almadığını ve kimsenin başkası adına cevap vermesini istemediğini söyledi. Sonra dönüp teslim edilmesi gereken bir kuşağı toplamaya gitti. Yaşlı kadını mahcup etmemek uğruna, kendi elinde olmayan bir gelecek için şimdiden söz vermedi.

Qin nine odanın ortasında duruyor, iki günlük yolu boşuna geldiğini düşünüyordu. Bir yandan da şimdi böyle giderse önümüzdeki günlerde gerçekten söz açmasının daha zor olacağını hissediyordu. Xiao Man sonunda çocuğun yazı öğrenmesini kendisinin takip edeceğini söyledi. İleride Liuwan'a gidecekse önce soracak, giderken onu kendisi götürecekti; bu sefer bilet alınmış diye iş kesinleşmiş sayılamazdı. Sert konuştu ama ardından annesi madem gelmişti, yine de yemek yemesini, öfkeyle aç kalmamasını ekledi.

Gerçekten de inat etmek istiyordu. Ama karnı açtı, yolda da doğru dürüst yememişti. Yemezse kızı bir de dile getirilmemiş bu kırgınlığı gözetmek zorunda kalacaktı. Oturdu, yine de kâseyi sertçe eline aldı. Kâsenin dibi tahtaya vurunca kapının dışındaki A-Sheng sesi duyup gizlice içeri baktı. Elini yumuşattı, çocuğu yeni öğrendiği karakterleri göstermesi için içeri çağırdı. Bu kez söze onun kendisiyle gitmek isteyip istemediğini sorarak başlamadı.

O sayfada 水 (su), 木 (ağaç) ve eğri yazılmış bir 舟 (kayık) vardı. Çocuk, Shen Hoca’nın tek nefeste çok uzun üfleyebildiğini, kendisinin henüz beceremediğini söyledi. Önce hocayla karakterleri okumayı bitiriyor, ancak o zaman o iki sesi dinleme sırası geliyordu. Nine Qin, burada sahnenin üstünün de altının da hep keşmekeş içinde olduğunu sanmıştı. Oturup sonuna kadar dinleyince kızının çocuğa gerçekten belli saatlerde gidebileceği bir yer bulduğunu gördü. Bu yeri sırf kendisi önermedi diye Liuwan’da gözünün önünde duran bir masadan daha değersiz sayamazdı.

Ayın on dördünde çocuğun tarif ettiği yoldan Öğretmen Shen’in sokağına gitti. Önce arka odaya gidip kimseyi çağırmadı. İçeride birkaç çocuk ayrı ayrı oturuyordu. A-Sheng kâğıttaki 水, yani ‘su’ karakterini gösteriyordu. Çizgilerden birini yanlış gösterince öğretmen onun yerine okumadı, çocuğun yeniden bakmasını bekledi. Pencerenin yanında bir flüt vardı ama kapıdan girene hemen alıp oynaması için verilmiyordu. Qin Nine bir süre dışarıdan seyretti. Torununa dışarı gel diye el etmedi, içeri girip de önce anneannesi olduğunu söylemedi. Çocuğa sessizce ders çalıştırmanın yolları üzerine söyleyecek çok sözü vardı. O anda bunları kime söylemesi gerektiğini bulamadı.

Dönüş bileti dizinin altında duruyordu. Zheng Qin’i bulup bir çocuk eksik olursa bileti değiştirip değiştiremeyeceğini sordu. Tekneci kadın ertesi gün binmeden önce yolcuları yeniden sayacaklarını söyledi. Yapılmamış bir yolculuğun ücretinin bir kısmı kurala göre iade edilebilirdi ama Sangqiao’daki odanın kaporasını kendisi gidip konuşmalıydı. Bir yere daha koşması gerektiğini duyunca yine içerledi. Sonra bütün bunları baştan kendisinin ayarladığını hatırladı. Şimdi bunları kızını kendi evinde mahcup etmek için nasıl kullanabilirdi?

Qin Nine, Zheng Qin’e Xiaoman’ı tanıyıp tanımadığını sordu. Tekneci kadın tanıdığını, birkaç kez gördüğünü söyledi. Qin Nine laf olsun diye soruyormuş gibi, çocuğun burada sık sık tekneyle dolaştığını, arada daha sakin bir yerde kalmasının iyi olup olmayacağını sordu. Zheng Qin kimin haklı olduğuna hükmetmedi. Yalnızca kullanılmamış küçük bileti çekip çıkardı ve çocuk sana teslim edilmediyse teknedekiler de gidip onu sokaktan senin için çekip getiremez, dedi. Yük teslim alırken bile sahibinin gelip ne verdiğini açıkça söylemesini isterdi, kaldı ki söz konusu olan hâlâ annesinin yanında duran bir çocuktu.

Yedinci ayın on beşinde yola çıkarken Xiaoman onu iskeleye kadar uğurladı. Yanında, A Sheng’in anneannesine yazdığı kâğıdın bulunduğu küçük bir paket getirmiş, çocuğu yanında getirmemişti. Qin Nine paketi alırken bir dahaki seferin hangi gün olacağını hâlâ çok sormak istiyordu. Sonunda yalnızca yolu bildiğini, tekneye kadar gelmesine gerek olmadığını söyledi. Kızı sözünü tam dinlemedi. Annesi ayağını sağlam basana kadar paketin köşesini alttan tutan elini çekmedi.

Bu kez Liuwan’a dönerken Sangqiao’daki odada yalnızdı. İade edilen ufak tekne parasını yatağın köşesine koydu, hemen saymadı. Önce küçük paketi açıp yazıya baktı. A Sheng, bugün 舟 (tekne) karakterini tanıdım, diye yazmış, altına tekneye pek benzemeyen bir tekne çizmiş, yanına da iki küçük fener koymuştu. Qin Nine uzun süre baktı. Çocuğun bu kez yanında gelmedi diye kendisini unutmadığını anlıyordu. Yine de kızının konuşurken hiç açık kapı bırakmak istemiyormuş gibi davranmasına öfkeliydi.

Ayın on altısında dükkâna döndüğünde A Qiao iki eski fenerin yüzünü onarmış, paralarını da Qin Nine’nin yazdığı fiyattan almıştı. Qin Nine’nin ilk sorusu neden kendisini beklemediği oldu. Genç kız müşterinin yola çıkacağını, kâğıdın ve iskeletin nasıl onarılacağının yazılı olduğunu, kendisinin de bunu anlayabildiğini söyledi. Anlayabildiğini duyunca Qin Nine’nin kızına duyduğu öfke birden gündelikçiye yöneldi. Birkaç günlüğüne ayrılmıştı, nereye baksa birileri kendisinden önce karar vermişti.

Aqiao parayı ve kullandığı malzemeyi bir araya koydu. “Oturup beklemem gerekiyorsa bir dahaki sefere baştan söyle. O zaman lamba tamiri almam, yalnızca dükkâna göz kulak olurum,” dedi. Qin Xiaoman değildi. Qin Nine’nin kızı olmadığı için de sözünü yumuşatmaya çalışmayacaktı. Qin Nine masadaki iki onarılmış lambaya baktı. Kâğıt düzgün gerilmiş, iskeletlerin ağzı da eğrilmemişti. Sonunda çıkışmak yerine eski bambu şeritleri nerede kullandığını sordu ve nasıl yaptığını anlatmasını istedi.

Genç kadın açıklamasını bitirince vaktinde çıktı, gündeliğini her zamanki gibi aldı. Yaşlı kadının içi rahat etmedi diye geceyi onun yanında geçirmedi. Dükkân sessizleşince Qin Nine kızının bu kez yazdığı yolculuk tarihini çıkardı, bir de boş kâğıt aldı. Bundan sonra siz de zahmet etmeyin diye yazmak istiyordu. Kalemi kaldırınca birden yıllar önceki sözünü gördü gözünün önünde. Dönmeyeceksen burayı evin bilme. Aralarında on altı yıl vardı ama iki cümle de aynı duyguyla kâğıda düşebiliyordu.

Kalemi bırakıp yemekten sonrasını bekledi. Sonunda yalnızca vardığını, çocuk bu on günlük derslerini hâlâ anlatmak isterse birinden birkaç söz iletmesini isteyebileceğini ve bundan böyle gelmeden önce sorup kimseye dönüş bileti almayacağını yazdı. Yolda ne kadar yorulduğunu ya da bilete ne kadar boşuna para verdiğini yazmadı. Öfkesi tümüyle geçmemişti. Sabah kalkınca kızının gönlünü yumuşatacak yarım satır daha eklemek istemesin diye mektubu önce bir gece ağırlığın altında bıraktı.

Yatmadan önce arka kapının yeni perdesine bakmaya gitti. Geri gönderilen mavi kumaşın yarısı buraya tam yetmişti, rüzgâr artık lamba kâğıdına doğrudan vurmuyordu. Kapının kancasını takıp dolaba döndü, A-Qiao’nun kullandığı ince bambu şeritleri eski kutusuna koydu. İçi rahat etsin diye A-Qiao’nun yaptığı bir lambayı söküp yeniden yapmadı. Kâğıdın altından çocuğun çizdiği teknenin başı yarı yarıya görünüyordu. Parmağını uzatıp kâğıdı düzledi, kendisi de bir süre oturdu, sonra küçük lambayı üfleyip söndürdü.

· Bölüm sonu ·

Bu kitap, yapay zekâ desteğiyle yazılmış; Zhang Ruoxu’nun 《春江花月夜》 (Bahar Nehrinde Çiçekli Mehtap Gecesi) eseri ile özgün kısa öykü 《借灯还舟》 (Lamba Ödünç Alıp Tekneyi Geri Getirmek) temelinde genişletilmiştir. Kişiler, coğrafya ve olaylar bütünüyle kurgusaldır; özgün şiirin çevirisi, yeniden yazımı veya şairin biyografisi değildir.

Kitabın içindekileri · 36 bölüm
  1. Tekneye Üç Kez Biçilen Değer
  2. Bakır Levha ve Boş İskele
  3. Fener Dükkânındaki O Pencere
  4. Bambu Sandığın İçindeki Yol
  5. Su yolunun iki etabı
  6. Dikişleri söken kişi
  7. Sahnedeki giysi, bedendeki giysi
  8. Davulun Yanındaki Boş Yer
  9. Fener Yeniden Tezgâhta
  10. Çoktan Yuva Kurmuş Birinin Adı
  11. Güney Salonu’nda Yeni Oyun
  12. Dokuzuncu Günün Tekne Bileti
  13. Kapının İç Tarafında Bir Dal Yeşil Soğan
  14. Gece Pencereyi Kim Kapatır
  15. Sökümü Bitmemiş İki Chi Kumaş
  16. Teknenin Kiralandığı Yarım Ay
  17. Bir Yatak Tahtasının Sesi
  18. Kol Oyuntusunu Bir Kez Daha Açmak
  19. Dördüncü Ayın Gelgiti
  20. Seyirci yerinden bir perde baştan sona
  21. İkinci Yemek Lanting’de
  22. Küçük Ayakkabıların Bedeli
  23. Rüzgâr Perdenin Ardından Geçer
  24. Tapınak Gösterisi Su Kıyısına Taşındı
  25. İptal Edilen Gösteri
  26. İnsanı Orada Tutan Dikişler
  27. Teknenin başındaki iki levha
  28. Çocuk da Birlikte Gitsin mi?
  29. O Tekne Biletini Almamak
  30. Sıcakta Yeniden Prova Edilen Eski Oyun
  31. Görüp Öyle Yanıt Vermek
  32. Giysiyi Sahibinin Eline Vermek
  33. Fener Dolabında Bir Kapak Kalsın
  34. Nehri Bir Kez Daha Geçmek
  35. Güz Gösterilerinin Son İpliği
  36. Kandilin Bütün Gece Yanması Gerekmez

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

← Kitaplığa dön, sıradaki hikâyeyi oku

Temanızı seçin

Temanız tüm sitede geçerli olur.