Ana içeriğe geç

CooLWJ'de ara

选择搜索范围,输入关键词后按回车。

Dil

Elde bir cilt

Eski Çin atmosferinde ticaret yolları ve yeniden kavuşma üzerine uzun roman

Kimi Önce, Kimi Sonra Kalkan Tekneler

酷无极 · Yapay zekâyla yazım · 9558 karakter · Yaklaşık 8 dakika

Yedinci ayın üçüncü günü Lu Yan altıncı ayın dört yüz yirmi wen tutan ücretini aldı.

Ayın ikinci gecesi Yuepu'ya varmış, ticarethanenin eski yan odasında uyumuştu. Sabah erkenden pencerenin dışındaki beyaz duvar parladı, ince defteri astığı çivi hâlâ yerindeydi. Aylık ücret pusulasında yük yerleşimi için aldığı ek seksen wen artık yoktu. Bunu çoktan biliyordu ama parayı elinde sayarken yine de sonda durakladı. Sanki orada olması gereken o azıcık ağırlığın gerçekten kaybolduğuna inanmak için avucundan bir kez daha geçmesi gerekiyordu.

Fei Shao hemen yanındaydı, koltuğunun altında bir çift yeni yastık vardı. Kılıflardan biri koyu, biri açık renkti. Nakışları azdı ama mavi kenarları ince ince işlenmişti. Birlikte bağlanınca göründüklerinden daha kabarık duruyorlardı. Lu Yan iki kez bakıp taşınıyor musun diye sordu. Fei Shao, kız kardeşinin evleneceğini, evdekilerin yastıkları erken göndermesini istediğini söyledi. Olur demiş, her gün işi çıkınca bugüne kadar ertelemişti. Şimdi de yola çıkmazlarsa kız kardeşi nikâh töreninde başının altına tuğla koymak zorunda kalacaktı.

Lu Yan gülüp yerlerin çoktan dolup dolmadığını sordu. Fei Shao yastıkları masanın kenarına bıraktı. Zaten bu yüzden gelmişti. Yükü olanlardan biriyle konuşulup yer açılabilir miydi? Kimsenin yükünü habersizce kaydırmayacaktı ama şu çifti kucağında tutup düğünün geçmesini de istemiyordu. Bunları söylerken yumuşak pamuğa hafifçe vurdu. Durumu önce kendisi komik buldu. Yeni yük planlarını hep kendisi hazırlardı, oysa birkaç gündür iki yastık kafasını öyle doldurmuştu ki doğru dürüst düşünemiyordu.

Akıntıya karşı gidecek bu tekne ayın beşinde kalkıyor, yedisinin akşamı Chengzhou’ya varabiliyordu. Yastıklar sekizinde kız kardeşinin evleneceği aileye teslim edilebilir, dokuzundaki düğüne yetişirdi. Bir sonraki tekne sekizinde kalkıp ancak onuncu günün gecesi varacaktı, o zaman iş işten geçmiş olurdu. Lu Yan yanında oturmuş, ilk yük planına bakıyordu. Yalnızca yük adlarını okuyor, elini uzatıp hiçbirinin üstünü çizmiyordu. Fei Shao onun öyle kımıldamadan durduğunu görünce dayanamadı, mahkemede hüküm verir gibi bakma, ben şu an kız kardeşinden azar işitmekten korkan biriyim, dedi.

“Öyleyse Tan ailesine sor,” dedi Lu Yan. “Bana bakınca yastıklar küçülmeyecek.”

Fei Shao sinirinden güldü, iki yastığı da kucaklayıp gerçekten dışarı çıktı. O rafı başta Tan ailesinin kâğıt yükü tutuyordu. Bu kez yük Changgan’a vardığında yalnızca ailenin kendi dükkânına aktarılacaktı. Ayın on ikisinden önce kullanılmak üzere anlaşılmıştı, birkaç gün pay vardı. Ama kâğıtçı yükü iki seferde teslim almaya, bir kısmını sonraki tekneye bırakmaya razı mıydı, bunu kendi söylemeliydi. Lu Yan, Fei Shao’yla dükkânın önüne kadar gitti. Tan, çömelmiş, bir kutu yeni kesilmiş defter yaprağını sayıyordu. Yastıkları görünce önce gelin için mi diye sordu. Fei Shao evet, dedi. Yüzüne bakılırsa bu kez alışılmadık ölçüde söyleyecek sözü azdı.

Dükkân sahibi Tan onları dinleyince alay etmedi. Büyük paket sonraki tekneyle gidebilirdi, dükkânında şimdilik yeterince kâğıt vardı. Yalnız o küçük kutuyu kızına söz vermişti. Aynı gün gelen renkli kâğıtlarla bir albüm yapacaktı, onun da sonraya bırakılmasını istemiyordu. Ayağa kalkıp ikisine kutuyu gösterdi. Büyük değildi, yastıklarla birlikte kuru ve sağlam bir yere konabilirdi. Büyük boy kâğıtlar da ayın sekizindeki tekneye ayrılırdı. Ama yükü iki seferde teslim almak bir gidiş geliş daha demekti, taşıma işçiliği on sekiz wen tutardı. Kendisi yer açmaya razı diye dükkândaki çırağı bir de bedava yollayamazdı.

Fei Shao on sekiz wen’i kendisinin vereceğini söyledi, başka neyi yazmak gerektiğini sordu. Öyle hızlı konuştu ki dükkân sahibi Tan başını kaldırıp acele etmemesini söyledi. Küçük kutu gerçekten ezilip hasar görürse karşılığına büyük kâğıt paketinin fiyatını kabul etmeyecekti. Yanda gülmemeye çalışan Lu Yan, Fei Shao’nun da kendi telaşını fark ettiğini gördü. Yastığı çevirip mavi kenarı kalın ipin baskısından kurtardı. Ancak ikisi yükün nasıl bölüneceğini gerçekten konuşup bitirince yastığı yeniden aldı.

Ticarethaneye dönünce mal sahibinin bizzat onayladığı yeni düzene göre iki seferin kaydını yeniden yazdılar. Wen Yusheng de bir kez gözden geçirdi. Küçük kutuyla önceden ayrılmış renkli kâğıt yine ayın beşinde, büyük kâğıt ayın sekizinde gidecekti. Malzemenin en geç hangi gün elde olacağına dair söz, bir görevlinin tek sözüyle değişmedi. Fei Shao kendi parasından on sekiz wen sayıp ayrı kaydedilen taşıma ücretine koydu. Bir yandan da kız kardeşi bu iki yastığın ne çok para istediğini bilse yeni evin kirişlerini sallayacak kadar gülerdi diye söyleniyordu.

Lu Yan bunu kız kardeşine anlatabileceğini söyledi. Fei Shao hemen yan gözle baktı. ‘Anlatırsam da bana ilk iş “Ben zaten daha erken götür demiştim” derse ne yapacağım?’ diye sordu. Lu Yan sonunda gülmeden edemedi, Fei Shao da güldü. Dönüp en dıştakini tekrar sıkıca yerleştirdi. Gülüp rahatladı diye o on sekiz wen’i yeniden ticarethanenin ortak kasasına doğru itmedi.

Ayın beşinde yük tekneye alındı. İki yastık ayrı ayrı temiz beze sarıldı, üstlerine koruyucu yağlı kâğıt geçirildi. Tan ailesinin küçük kutusu sıkışmayacağı bir yana kondu. Lu Yan sayıma yardım ederken eli tahta kutunun kenarındaki incecik çizgiye değdi. Yao Jia’nın küçük flütü alıp önce ona denetmeye yanaşmadığını hatırlayınca dudaklarında kendiliğinden bir gülümseme belirdi. Fei Shao kime güldüğünü sordu. Kimseye, dedi. Öteki belli ki inanmadı, ancak kaptan bırakmalarını söyleyince halatı kucaklayıp kıyıya çekildi.

Tekne gittikten sonra eski rafın yerinde birkaç saman kırıntısı kaldı. Lu Yan bambu fırçayla onları süpürdü. Fei Shao hemen gitmedi, bir süre suya bakıp bu kez kendisinin de aklından bir şey geçtiğini söyledi. Kâğıtlar zaten birkaç gün sonra kullanılacaktı. Önce yastıkları tekneye sıkıştırıp dönüşte anlatsa iş bir şekilde olurdu. Çok alçak sesle konuştu. Sanki Lu Yan’ın sözünü sonuna kadar dinleyip bir cevap vermesini özellikle beklemiyordu. Eliyle boşalan rafın kenarına bir kez vurup elini çekti.

Lu Yan fırçayı tutarken, sonunda neden yastıkları olduğu gibi sıkıştırıp koymadığını sordu. Fei Shao korktuğunu söyledi. Kimseye sormadan bunu yaparsa kız kardeşinin iki yastığı, o zamanki Yao'ların on iki küpüne dönecekti. Bunu söyledikten sonra yine huzursuzlandı, Lu Yan'a gülmemesini söyledi. Yastıkların teknede sağlam durmadığını düşündükçe hâlâ koşup biraz daha iyi bir yere alınıp alınamayacağını sormak istiyordu. Lu Yan ona gülmedi. Boş tahta kafesi eline alıp kendisinin de o zaman tek bir işi gözünün önünde tutmayı, gerisini bir süre görmemeyi çok istediğini söyledi.

Fei Shao ‘Hı,’ dedi. Biraz sonra, dördüncü ayın o gecesi kendisinin de orada olduğunu söyledi. Tarih değişikliğine dair bir şey görmediğini kayda geçirmiş ama yine de onunla ambara inip yük taşımıştı. Şimdi yeni listeyi o tutuyor, teslim onayını o alıyor diye herkes öteden beri Lu Yan’dan daha akıllı davrandığını sanıyordu. Bunları duyunca ellerini nereye koyacağını bilemiyordu. Sözünü bitirince göğsünün önünde boş kalan kumaşı çekiştirdi. Az önce yastıkları kucakladığı yerde iki kırışık kalmıştı. Bakan, kız kardeşinin yatağını bir kez sermiş sanırdı.

Lu Yan o zaman bırakma öyle söylesinler, dedi. Fei Shao ona göz ucuyla bakıp sen bunu becerebiliyor musun diye sordu. Lu Yan başını sallayıp ben de beceremiyorum, dedi. Yan yana durdular. Irmakta yüzen bir odun parçası akıntıyla ilerledi, bir taşın kenarına çarpıp yön değiştirdi. İkisi de dördüncü ayda olanların hepsi hakkında öteki adına hüküm vermeye kalkmadı. Bir süre sonra Fei Shao hadi yemek yiyelim dedi. Yastık artık teknedeydi diye kendisi de iki gün ağzına lokma koymadan duramazdı ya.

Ayın yedisinin akşamı küçük kutuyla yastıklar ulaştı. Teslim alındı kâğıdı o gece uçarak geri dönmedi. Sekizinde akıntı yönünde giden tekneyle yollandı, ticarethaneye ancak dokuzunun akşamı vardı. Fei Shao kız kardeşinin yazısını görünce ilk iş onu azarlamış mı diye sordu. Kâğıdı açınca kız kardeşinin mavi kenarı beğendiğini, kendisine et yiyecek kadar para ayırmasını, bütün aylığını yine iri görünen ama başını koyunca sert çıkan bir şeye harcamamasını yazdığını gördü. En sonda da paketi yapmaya yardım eden Lu ağabeyin düğün eriştesinden bir kâse yemeye gelmeyi hatırlayıp hatırlamayacağını soruyordu.

Fei Shao okuyup bitirince kulakları kızarana kadar güldü. “Azar değil de ne, yalnızca başka türlü azarlamış,” dedi. Yanında duran Lu Yan onun kâğıdı son derece yavaş katladığını gördü. Mavi kenarlı yastık artık bir başkasının yatağının yanına ulaşmıştı. Koskoca adam da “güzel” yazan bir satıra bakıp uzun süre kâğıdı kaldırmaya kıyamıyordu demek. Bunu düşününce Yao Jia'nın o çizimine şimdiye dek doğru dürüst bir karşılık vermediğine birden içerledi. Sanki kendisi gülünce Yao Jia nehrin ötesinden bunu bilecekmiş gibi.

Ayın on birinde akşam yemeğinden sonra kâğıt çıkardı. Flüt çalmayı öğrenip öğrenmediğini soracaktı, yarıya gelince değiştirdi. Bir dahaki sefere dinleyeceğini söylemişti, daha şimdiden suyun öte yanından sınamasına gerek yoktu. Sonunda Fei Shao’nun yastıkları yolladığını, kız kardeşinin aylığını kollamıyor diye ona söylendiğini ve kendisinin artık yastık kılıfının mavi kenarını bile biraz tanıyabildiğini yazdı. Bitirince hâlâ onun eline ulaşabilecek sözlere benzemediğini düşündü. Bir süre kâğıdı bıraktı, sonra kendi kendine gülüp kalemi mürekkebe batırdı ve kenara küpe benzeyen iki yastık çizdi. Mavi kenarı çizemeyince yazıyla işaret etti.

Bir satırda da ayın yirmi birinde Chengzhou’ya döneceğini, bu sefer yeni sepetleri denetleyeceğini yazdı. Yao Jia bir akşam boş olursa onunla yine nehir ağzında yürümek istiyordu. Bunları yeni yük yerleriyle aynı kâğıda yazmadı. İnce defter başka yere gidecekti, bu küçük kâğıt yalnızca Yao dükkânı içindi. Nehrin yukarısına çıkan tekne ayın on ikisinde kalkacak, en erken on dördünün gecesi varacaktı. Mektubu teslim ederken köşesinde incecik bir mürekkep noktası duruyordu. Dükkân sahibinin çocuğu gösterince Lu Yan bakıp bırak kalsın, bir daha silersem üçüncü yastık olur, dedi.

Öğleden sonra annesiyle babasının evine döndü. Annesi ablasının verdiği eski saç iğnesinin etrafındaki yumuşak bezi açıyordu. Bu iki çirkin topağı kim çizdi, diye sordu. Meğer Lu Yan önceki akşam evde bir deneme yapıp karalama kâğıdını sebze sepetinin yanına koymuştu, bu akşam da kâğıt hâlâ annesinin elindeydi. Lu Yan almak için uzandı, Lin Qian vermedi. Çirkin olduklarını söylemediğini, yalnızca yastık mı bohça mı diye tahmin etmeye çalıştığını söyledi. Arkadan duyan Lu Zai hemen geçen sefer tahta maymunu önce kendisinin tahmin ettiğini, bu sefer sıranın ona geldiğini, oğlanla da o kadar uğraşıp onu karşılık veremez hâle getirmemesini söyledi.

Lu Yan kapının yanında durup sonunda hiçbir şeye itiraz edemeyecek kadar güldü. Annesi kâğıdı geri verip kendi kâsesini almaya gitti. Babası sol elini uzatıp pencereyi açtı, yuvarlatılmış eski sürgü kolayca kaydı. Akşam yeli yavaşça içeri girdi, atık bir kâğıdın kenarını yine kaldırdı. Lu Yan içine daha yemek koymadığı kâseyle kâğıdı hafifçe bastırdı. Birden akıntıya karşı üç gün sürecek bir sonraki yolculuğun, onu Yao Jia’nın açık renkli saç kurdelesine biraz daha çabuk ulaştırmasını diledi.

· Bölüm sonu ·

Bu kitap, yapay zekâ desteğiyle özgün olarak yazılmış; Li Bai’nin 《长干行二首》 (Chang Gan Türküleri: İki Şiir) eseri ile bu sitedeki özgün kısa öykü 《青梅旧账》 (Yeşil Eriklerin Eski Hesabı) genişletilerek oluşturulmuştur. Kişiler, ticarethaneler, fiyatlar, coğrafya ve tarihler bütünüyle kurgusaldır; eski borçların açıklığa kavuşturulması, zanaat ve emeğin yeniden görünür olması, yetişkinlikte ilişkinin koşullarının yeniden belirlenmesi gibi özgün eserin temel unsurları korunmuştur; şairin biyografisi değildir.

Kitabın içindekileri · 38 bölüm
  1. Yenindeki yeşil erikler
  2. Küpün ağzındaki sıcak buğu
  3. Yalnızca Yüz Altmış Aldı
  4. Bir kaşık fazla tatlı
  5. Bambu Atın Yanındaki Mürekkep Lekesi
  6. Önce Erikler Yumuşadı
  7. Dönüş Teknesinin Günü
  8. Anlaşma olmayan dükkân
  9. Soğumaya bırakılmış bir kâse
  10. Dil hatırlamıyor
  11. Yetmeyen bölme
  12. İki Taşıma Sözleşmesi
  13. Önce Kıyıda Bırakılan Yapraklar
  14. Sorulmadan Kalan Soru
  15. Nehirde boş yer yok
  16. Yaz Eriştesine Fazla Ağır Geldi
  17. Babası Hâlâ Masanın Başında
  18. Güneş Altında Yapraklar
  19. O geceyi baştan sona anlatmak
  20. Kiremit Sokağı’nda Öğle Yemeği
  21. Borç Kapanmadan Önce
  22. Hesapta kimin adı eksik
  23. Akıntıya Karşı Üç Gün
  24. Bu On Bir Yıl Boş Geçmedi
  25. Demet Demet Geri Vermek
  26. Küçük Bir Tabak Daha Hafifinden
  27. Annenin Üç Günü
  28. Beklemekle Gelmeyen Ekşilik
  29. Sen Döndüğünde
  30. Çocukluktaki gibi değil
  31. Kimi Önce, Kimi Sonra Kalkan Tekneler
  32. Satılmayan Bir Tabak Erik
  33. Lamba Suyun Altına İniyor
  34. Akıntı yönünde iki gün
  35. Onun kıyısında
  36. Kendi görmek istediği sokak
  37. Oturulabilecek bir oda
  38. Yeni Sayfada Hâlâ Yer Var

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

← Kitaplığa dön, sıradaki hikâyeyi oku

Temanızı seçin

Temanız tüm sitede geçerli olur.