Ana içeriğe geç

CooLWJ'de ara

选择搜索范围,输入关键词后按回车。

Dil

Elde bir cilt

Eski Çin atmosferinde ticaret yolları ve yeniden kavuşma üzerine uzun roman

Yetmeyen bölme

酷无极 · Yapay zekâyla yazım · 9706 karakter · Yaklaşık 8 dakika

Kuru ambar Lu Yan'a suyun öbür yanından göründüğünden daha dardı. Dördüncü ayın yirmi beşinde geçiş tahtasına tutunup aşağı indi. Omzunu ambar ağzından daha yeni döndürmüştü ki alnı bir kirişe çarptı. Aşağıda Yin Shunqing gülüp Lu kâhya memleketinde birkaç gün geçirdi diye boyu da uzamış, dedi. Lu Yan alnını ovuşturdu, sonra belini doğrulttu. Ortada dikilince sorun olmadığını ama yana doğru bir adım daha atarsa eğilmesi gerektiğini gördü. Ambarın tavanı insanın boyunu iyice bastırıyordu.

İç taraftaki iki sıra ağır yükle doluydu. Dış yanda, kuru bir yere sökülüp takılabilen alçak bir ahşap raf kurulmuştu. Lu Yan ayak ucuyla ölçtü, on iki küçük küp iki sıra dizilirse bir kişinin geçebileceği kadar aralık kalacağını hesapladı. Daha ağzını açmadan Yin Shunqing oraya uzun bir bambu çıta uzattı. Bu raflar yapraklara ayrılmıştı, henüz yük konmamış diye boş sayılamazdı. Yaprak desteleri düz yatırılmalı, altlarında da üstlerinde de hava boşluğu kalmalıydı. Rafın kenarına bir sıra daha küp dayamak olmazdı, ambar kapağı da yük yükseldikçe yukarı kaldırılamazdı.

Lu Yan çömelip rafın ayaklarını el yordamıyla baştan sona yokladı. Küçük küpleri alta, yaprakları üste koyarlarsa yine sağlam durup durmayacağını sordu. Kaptan hemen cevap vermedi, önce boş bir tahta kafesi kaldırıp denemesini istedi. Kafesin ağzı yüksekti. Onu aşağıya koyup üstüne yaprak rafını kursalar tepe kirişe dayanacaktı. Yandan geçip dönen birinin de ipe takılması kolaydı. Lu Yan bir kez denedi. Kolunu geri çekemeyince yan dönüp kafesi yeniden dışarı almak zorunda kaldı. Ağır yükü teknenin dengesini sağlayacak biçimde yerleştirmeye alışıktı. Bu küçük kuru ambara böyle parça parça yük sıkıştırdığı pek olmazdı. Kâğıtta boş kalan o bölmeye gerçekte bir el bile sığmıyordu.

Fei Shao ardından aşağı indi. Bu kez elindeki taslak liste değildi. Katlanmış asıl yük fişini Lu Yan'a verip eski birkaç satırı gösterdi. Yu Erniang'ın yükünün yirmi sekizinde kalkması ve yirmi dokuzunun akşamından önce Yuepu'daki Gao Ziyafet Mutfağı'na varması çoktan ayarlanmıştı. Başkâtip Wen birkaç gün önce kaydı kontrol etmişti. Fei Shao da yük sahibiyle teyit edince yükleme fişe göre yapılacaktı. Değişiklik ancak henüz kimseye söz verilmemiş alanlarda yapılabilirdi. Bu rafların yeri baştan ayrılmıştı.

“Ya bir sonraki tekne?” diye sordu Lu Yan.

“Ayın birinde kalkar, ikinci gün akşamı varır,” dedi Fei Shao. “Senin o iki dükkân beklemeye razıysa bugün hâlâ sözü değiştirebilirsin. Ya da Yuepu'ya uğrayan küçük bir tekne buluruz. Taşıma ücretini yeniden sormak gerekir, bu yetmiş ikiyi esas alamayız.”

Lu Yan yirmi dokuza baktı. Gözü orada öyle uzun süre kaldı ki kâğıttaki sayı sanki büyüdü. Dün Yao Jia'ya otuz diye yazmıştı. Kadın küçük notu özenle saklamış, kaldırmadan önce de olmayacaksa bugün hâlâ söyleyebileceğini belirtmişti. O sırada daha tamamlanmamış bir yük listesi yüzünden müşterilerin karşısında onu yeniden cevapsız bırakmaya gerek olmadığını düşünmüştü. Şimdi liste kesinleşmişti, ama bu kez hangi sözünü geri alacağını önce kendisi bilemiyordu.

Yin Shunqing yanından geçerken gerçekten acil yük varsa önce asıl mal sahibiyle konuşmalarını söyledi; paraya ve tarihe razı olursa teknede denetlenip sığıyorsa yüklenirdi. Bu sıradan bir kuraldı, ama Lu Yan önce konuşmak sözünü duydu. Eskiden ticarethanede yük gecikip insanlar sıkışınca o da geçici yer değişiklikleri yapmış, küplerin altına eski çuval bulmuş, bozuk kapı tahtasıyla iki tür yükü ayırmıştı. Baştezgâhtar Wen sonra omzuna vurup iyi ki öylece beklememişsin demişti. Lu Yan asıl listeyi yeniden katladı; belki bu kez de çare düşünülemeyecek noktaya henüz gelinmemişti.

Karaya çıktıktan sonra tek başına Yu Erniang’ı bulmaya gitti. Yu ailesi depo binasının arkasında loş bir odanın yarısını kiralamıştı. Liang Baishun yaprak demetlerinin aşınmış dış sargılarını değiştiriyordu. Yu Erniang çömelmiş, birkaç katlı yaprağa bakıyor, iyilerini ayrı koyuyordu. Lu Yan’ı kapıda görünce önce hafif bir rafı kaldırmasına yardım etmesini istedi. İkisi birer ucundan tuttu, Liang Baishun alttaki destek taşlarını çekti. Rafın ayakları sağlam zemine oturup dengelenince ancak o zaman ne istediğini sordu.

Önce Yao ailesinden söz etmedi. Yaprak yükünün mutlaka ayın yirmi dokuzunda mı gelmesi gerektiğini, bir iki gün gecikirse önce başka bir yerde kullanılabilecek yaprak olup olmadığını sordu. Yu Erniang ona baktı. Rafı kaldırırken yüzünde beliren gülümseme yavaşça silindi. Gao’ların ayın birinde kayık buluşması için ziyafet vereceğini, yaprakların yirmi dokuzunda kontrol edilip otuzunda sarmaya hazır olması gerektiğini söyledi. Gecikirse o ziyafete yetişmezdi. Kimse ocak başında yaprak beklemesin diye bu yükü önceden ayarlamıştı. Kâhya Lu başka bir işi yetiştirmek istiyorsa önce hangi ailenin çoktan beklediğine bakmalıydı.

Lu Yan hemen ondan yerini bırakmasını istemediğini, yalnızca durumu netleştirdiğini söyledi. Yu Erniang katlanmış birkaç yaprağı açıp gösterdi. Bu hafif bir şey, bir demeti belki çok para etmez, ama ocakta gerektiği anda yoksa birkaç wen daha verdin diye ırmağın kıyısında bitivermez, dedi. Lu Yan başını eğip baktı. Yaprak esnek ve sağlamdı, kenarı boyunca ince kat izleri sıralanmıştı. Gerçekten de kumaş gibi gelişigüzel birkaç kez daha katlanamazdı. Elini çekip yirmi dokuzunu anladığını söyledi.

Yu Erniang tam olarak hangi yükü bindirmek istediğini üsteleyip sormadı, öğle yemeğini almaya gitti. Bambu sepette küçük bir tabak turşu vardı. Liang Baishun yarısını ona verdi, kendisi sebzenin daha sert saplarını yedi. Lu Yan Yao ailesinin kesme usulünü tanıdı. Yu Erniang onun baktığını görünce eskiden Xin Niang’ın yaptığı tadı kızının sürdürdüğünü, başka yerlerdekinden daha çok damaklarına uyduğunu söyledi. Bir zamanlar bir araya gelip bir parti yaptıklarında malzemeyi daha ucuza getirdiklerini, herkesin satıp kazanç sağladığını da anlattı. Sonra her dükkânın müşterisi farklılaşmıştı, şimdilerde eskisi kadar hareket yoktu.

Xin Hanım’ın adını duyunca aklından, emeğin yazılmadığını belirten o yeni kâğıt geçti. Yao Jia artık hesabı çıkarılamayacak yılları zorla yeni bir alacağa dönüştürmeyeceğini söylemişti. Oysa başkaları hâlâ yiyip vaktiyle bu işten nasıl kazançlı çıktıklarını anlatabiliyordu. Lu Yan, Yu Erniang’ın yemeğine turşu katan eline baktı. Sanki bu eski sokağın Yao ailesine borcu, Yao Jia’nın yazmaya razı olduğundan hep fazlaydı. Bu düşünce, az önce eli boş dönmenin mahcubiyetine bir dayanak verdi. Yine de dile getirmedi, Yu Erniang’la vedalaştı.

Fei Shao ambarın kapısında bekliyor, meseleyi açıklığa kavuşturup kavuşturmadığını soruyordu. Lu Yan, Yu ailesinin yirmi dokuzunda yükü kesinlikle teslim etmesi gerektiğini söyledi. Fei Shao o zaman bu yeri şimdilik listeden çıkarmasını, aklını hep aynı rafa takmamasını söyledi. Lu Yan “Peki” demesi gerektiğini biliyordu ama ağzından önce “Bir gün daha var, başka yere de bakayım,” çıktı. Fei Shao ona bir baktı, fırçasını elinden almadı. Yalnız ilk listeyi duvara asılı bambu çıtanın altına sıkıştırdı. “İlk yüklerin hepsi burada,” dedi. “Birini değiştirirsen o yükün sahibiyle konuşursun. Teknecinin geceye kadar duyacağı tek şey ‘Çoktan anlaştık’ olmasın.”

Ayın yirmi altısında sabah Lu Yan akıntı yönüne giden iki küçük tekneye daha bakmaya gitti. İlki yolun ancak yarısına kadar gidiyordu, oradan sonrası için başka biriyle buluşup yola devam etmek gerekecekti. İkincisi doğrudan Yuepu’ya inebiliyordu. Tekneci yüz kırk wen istedi, bir de yolcunun erkenden güney kıyısına getirilmesi gerekiyordu. Lu Yan kıyıda durup hesapladı. Önceki ücret yetmiş ikiydi, tekneyi değiştirirse altmış sekiz daha verecekti. Bu farkı karşılayabilirdi. Ama Yao Jia birkaç gün önce o koca iyi niyet paketini geri vermişti. Şimdi yine gidip aradaki farkı kendisinin üstleneceğini söylerse iki kişinin özenle işbirliği yaptığını gösterir hâle gelmiş o kâğıt, sanki yeniden onun para verip Yao Jia’nın işini halletmesinden ibaret olacaktı.

Tekneci kesinleştirip kesinleştirmediğini sordu, Lu Yan biraz daha bakacağını söyledi. Adam üstelemeden başka yükler almaya gitti. Lu Yan güneş omzunun ötesine kayana kadar orada durdu, sonunda yürüyüp gitti. Irmak teknesindeki ufak tefek yükler her gün değiştiğine göre, daha pahalı bir yolu kabul etmek için illa bugünü seçmesi gerekmiyordu belki. Geriye doğru attığı her adımda eskiden yükleri geçici olarak ayırmak için kullandıkları eski kapı tahtasını hatırlamak kolaylaşıyor, elinde çoktan yazıya geçirilmiş iki tarihi görmek zorlaşıyordu.

Yao’ların arka kapısından geçerken Gao Jiang küçük küpleri yıkamaya yardım ediyordu. On ikisi de ters çevrilmişti, kulplarından damlayan su sığ bir oluğa akıyordu. Yao Jia’nın kolları sıvalıydı, saçının kenarına bir parça beyaz toz bulaşmıştı. Özellikle onu bekliyor değildi. Geldiğini görünce yalnız başını kaldırıp yeni küplerden birinde ince bir çatlak çıktığını, onu değiştirdiğini ve tekneye götürmeyeceğini söyledi. Lu Yan teknede yeterince yer olmadığını söyleyecekti, ama gözü önce onun bu iş için avlunun yarısını dolduran emeğine takıldı.

Gao Jiang nakliye evinin de küplere böyle tek tek bakmalarını isteyip istemediğini sordu. Lu Yan elbette, özellikle ağız kenarına, yükledikten sonra sızdırdığını fark edersen geç kalmışsındır, dedi. Yük kontrolünü anlatırken birden alıştığı rahatlığa kavuştu. Çömelip bir küpü ters çevirdi, toprağın renginin nerede koyulaşıp nerede açıldığına nasıl bakacaklarını gösterdi. Yao Jia öteki yandan tuttu. Elleri küpün iki yanında birlikte kuvvet uyguladı. Lu Yan, Yao Jia’nın içi rahatlayınca kaşlarının gevşediğini gördü. Tekneyi değiştirmek gerektiği lafını söylemek şimdi daha da zordu.

Öğleden sonra Gao Jiang’ın iş kaydını ona gösterdi. Gao Jiang yalnız kararlaştırdıkları gibi kapları temizleyip saracaktı. Ne zaman gideceği belliyse o zaman gidecekti. On iki yeni küp çıktı diye bütün gününü fazladan ona ayırması gerekmiyordu. Lu Yan başını sallayıp sayfayı okudu. Sonra bu parti yolunda gider de iki dükkân düzenli alım yaparsa çatının daha erken onarılabileceğini söylemeden edemedi. Yao Jia hafifçe gülüp önce bu seferki yükü yerine ulaştıralım, henüz gelmemiş herkesi bir solukta eve buyur etme, dedi. Lu Yan da güldü ama aklı yine de o ileride sözünde biraz daha kaldı.

Yao Jia cevap gelip gelmediğini sordu. Lu Yan henüz gelmediğini, ayın birindeki tekne için de başka bir düzenleme olup olamayacağını sorduğunu söyledi. Yao Jia’nın eli birden durdu. ‘Biz ayın birinde yola çıkmıyoruz.’ Lu Yan hemen bildiğini, ticarethanenin başka yükü olduğunu, onun yükünden söz etmediğini söyledi. Yao Jia bir süre ona baktıktan sonra başını eğip samanı rulo yapmayı sürdürdü. Samanın içi bembeyaz, dışı hafif sarıydı. Lu Yan sapları düzeltmeye yardım etti. İkisi de ayın birinden bir daha söz etmedi.

Akşamüstü ata evine döndü. Masadaki onarım taslağının hâlâ yarıdan fazlası boştu. Önce eli yüzü düzgün bir evi olsun, sonra eskiden ödenmeden kalan ne varsa ödesin istemişti. Şimdi eski borç kapanmıştı, evin de ille büyük bir onarım görmesi gerekmeyebilirdi. Yine de elinde artan para konuşmasını hiç kolaylaştırmamıştı. Keseden altmış sekiz wen sayıp masanın köşesine koydu. Bir süre gözünü paralardan ayırmadı, sonra hepsini teker teker geri koydu. Dışarıdan omzunda yaprak taşıyan biri geçti, destenin ucu duvara sürtündü. Hışırtı pencerenin altından uzaklaşırken başını kaldırıp dinledi. Ses büsbütün kesildiğinde bile yerinden kalkmadı.

· Bölüm sonu ·

Bu kitap, yapay zekâ desteğiyle özgün olarak yazılmış; Li Bai’nin 《长干行二首》 (Chang Gan Türküleri: İki Şiir) eseri ile bu sitedeki özgün kısa öykü 《青梅旧账》 (Yeşil Eriklerin Eski Hesabı) genişletilerek oluşturulmuştur. Kişiler, ticarethaneler, fiyatlar, coğrafya ve tarihler bütünüyle kurgusaldır; eski borçların açıklığa kavuşturulması, zanaat ve emeğin yeniden görünür olması, yetişkinlikte ilişkinin koşullarının yeniden belirlenmesi gibi özgün eserin temel unsurları korunmuştur; şairin biyografisi değildir.

Kitabın içindekileri · 38 bölüm
  1. Yenindeki yeşil erikler
  2. Küpün ağzındaki sıcak buğu
  3. Yalnızca Yüz Altmış Aldı
  4. Bir kaşık fazla tatlı
  5. Bambu Atın Yanındaki Mürekkep Lekesi
  6. Önce Erikler Yumuşadı
  7. Dönüş Teknesinin Günü
  8. Anlaşma olmayan dükkân
  9. Soğumaya bırakılmış bir kâse
  10. Dil hatırlamıyor
  11. Yetmeyen bölme
  12. İki Taşıma Sözleşmesi
  13. Önce Kıyıda Bırakılan Yapraklar
  14. Sorulmadan Kalan Soru
  15. Nehirde boş yer yok
  16. Yaz Eriştesine Fazla Ağır Geldi
  17. Babası Hâlâ Masanın Başında
  18. Güneş Altında Yapraklar
  19. O geceyi baştan sona anlatmak
  20. Kiremit Sokağı’nda Öğle Yemeği
  21. Borç Kapanmadan Önce
  22. Hesapta kimin adı eksik
  23. Akıntıya Karşı Üç Gün
  24. Bu On Bir Yıl Boş Geçmedi
  25. Demet Demet Geri Vermek
  26. Küçük Bir Tabak Daha Hafifinden
  27. Annenin Üç Günü
  28. Beklemekle Gelmeyen Ekşilik
  29. Sen Döndüğünde
  30. Çocukluktaki gibi değil
  31. Kimi Önce, Kimi Sonra Kalkan Tekneler
  32. Satılmayan Bir Tabak Erik
  33. Lamba Suyun Altına İniyor
  34. Akıntı yönünde iki gün
  35. Onun kıyısında
  36. Kendi görmek istediği sokak
  37. Oturulabilecek bir oda
  38. Yeni Sayfada Hâlâ Yer Var

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

← Kitaplığa dön, sıradaki hikâyeyi oku

Temanızı seçin

Temanız tüm sitede geçerli olur.